Ana içeriğe atla

DÖNÜŞÜM SONRASI


Saçları, kahverengi ve pırıl pırıldı. Parlaklığından ödün vermeden, yıllara meydan okuyordu. O sabah yüzünde bir tebessümle uyanmış, her zamanki gibi ilk iş olarak duşunu almıştı. Üzerinde ki tüm ağırlıklar gitmişti. Öyle bir rahatlamıştı ki ister istemez tebessümü artıyordu. “Ne kadar şükretsem az” diye düşündü.

Filiz’in hikayesi ilginç detaylar içeriyordu. Çok heyecanla başladığı evliliği, mevsimler gibi halden hale dönüşmüştü. Halbuki her şey ne güzel başlamıştı. Zamanla güzellikler tükenirken, onlardan da birçok şeyi alıp götürmüştü. Gün geçtikçe, evliliği sıkıntılı bir hal almıştı.

Evlenme teklif ettiği gün Ahmet; “Altı kız kardeşim var. Emin misin?” demişti. Filiz ise “Evet” cevabını verdikten sonra yürekten inanarak, “Onlar benim de kardeşlerim olacak” deyivermişti.

Filiz’in kendi ailesi de çok kalabalıktı. Dört halası, beş amcası vardı. Annesi, hepsini kardeşleri gibi severdi. Kendisi de hep öyle olmayı hayal etmişti.

Yıllar hiç düşündüğü gibi geçmemişti. Sürekli istekleri çatıştığı için tartışıp duruyorlardı. Sebepleri ise çoğu zaman aileleri ile alakalı oluyordu. Ahmet, eşiyle ailesi arasında bir türlü dengeyi kuramıyordu. 30 yılın sonunda boşanırlarken; “Biz aile olmayı beceremedik” dedi. Halbuki artık üç çocukları, hatta torunları vardı. Buna rağmen, tek celsede ayrıldılar.

Bir buçuk sene ayrı kaldıktan sonra pişmanlıkları ağır basınca yeniden evlenmeye karar verdiler. Ayrı kaldıkları dönemde, Ahmet’in ailesi, Filiz’le hiç görüşmemişti. Tabii Filiz buna çok kırılmıştı. Kendi çocukları ve iki nikah şahidi ile imzalarını tekrar attılar.

Ahmet evin tek erkek çocuğu ve kardeşlerinin kıymetlisiydi. Annesinin, babasının tüm ihtiyaçlarını karşılar, kız kardeşlerine ise adeta babalık yapardı. O kadar bedel öderdi ki ailesine, bedel ödedikçe daha da düşkünleşmişti. Aslında Filiz, eşinin bu sorumlulukları almış olmasına, iyi bir evlat, iyi bir kardeş olmasına yürekten seviniyor, onun bu merhametini takdir ediyordu.

Ahmet’in anne ve babası dışında, Filiz’le nikah sonrası bağlantı kuran olmadı. Filiz eşinden bir yemek organizasyonu yapıp, tüm ailesini davet etmesini rica etti. Ailenin büyük çoğunluğu yemeğe iştirak etti. Filiz herkesi güler yüzle tek tek “Hoş geldiniz” diyerek karşıladı. Yemek siparişine geçmeden bir konuşma yapmak için izin istedi.

“Biz Ahmet ile yeni bir sayfa açtık. Hayat doğum ve ölüm arasında, her birimize öğrenmesi, kendini dönüştürmesi için bir süre veriyor. İnsan çevresindeki kişilerle birlikte öğreniyor, dününden daha iyi olabilmek için dönüşüyor. Biz de Ahmet’le önceki hatalarımıza bakarak çıkarımlar yaptık. Beraber dönüşmek üzere tekrar yeni bir sayfa açtık. Sizlerle de bu mutluluğumuzu paylaşmak istedik.

İnsan hatalarından öğrenen ve kendini en iyi versiyonuna taşıyan bir canlı. Ben Ahmet’le ayrı olduğum süreçte, kendi dönüşümüm için çaba sarf ettim ve hala da gayret ediyorum. Sizlerle olan iletişimime de yeni bir sayfa açmak istiyorum. Öncesinde istemeden sizleri kırdıysam, affedin. Eğer beraber, samimi bir şekilde yol alırsak, hayatın bize farklı mutluluklar getireceğini ümit ediyorum. Ben kalabalık bir ailede doğdum ve büyüdüm. Çocuklarımın ve torunlarımın da bu güzel duyguları yaşamasını çok isterim. Bunun için de yardımlarınıza ihtiyacım var. Hayat paylaştıkça güzelleşiyor. İyi ki geldiniz. İyi ki yeniden bir aradayız. Bu güzel organizasyon için önce eşime, sonrasında sizlere teşekkür ediyorum. Bugünün anısı olarak, şu küçük paketleri kabul edin” diyerek, hazırlamış olduğu hediyeleri, küçük kızıyla herkese dağıttılar. Bu samimi sözler, herkes üzerinde tesirli olmuştu. Ahmet’in kardeşleri de onları, yürekten tebrik edip, mutluluk, dileklerini paylaştılar.

Filiz kendi dönüşümü için bunları yapmıştı. Biliyordu ki egosunun zıttın da davranışlar sergileyebildiği zaman, hayatındaki tıkanıklar açılacak ve her şey yeniden dizayn olacaktı. Hedefi dününe göre kendinin en iyi versiyonuna dönüşüyor olmaktı. Davranış stili olarak ta daha yumuşak, samimi ve net olmayı tercih ediyordu. Öyle mutluydu ki etkisinin bu kadar çabuk olacağını hayal bile etmemişti. Geçen yılların pişmanlığını, daha önce denememiş olmanın üzüntüsünü ve yüklerinden kurtulmanın mutluluğunu aynı anda yaşıyordu.

Gece sona ermiş herkes evlerine dağılmıştı. Ahmet’in gözlerinin içine bakarak, ellerini tuttu ve sadece “Çok şükür” dedi. Ama o kadar çok şey anlattı ki...    

Yorumlar

  1. Tuba S2/14/2025

    Zaten kendi hatamizin farkına varsak ilişkilerimizde toparlanır. Kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
  2. Doğru kişilere doğru bedeller bizi ancak hedefimize ulaştırır. Ellerine sağlık Hocam.

    YanıtlaSil
  3. Adsız2/15/2025

    Harika👍🏻👍🏻❤️❤️

    YanıtlaSil
  4. Adsız2/15/2025

    Gözümde canlanan bir deneyim transferi oldu. Elinize emeğinize sağlık 🌿

    YanıtlaSil
  5. Adsız2/15/2025

    Ellerinize sağlık çok güzel duyguları ifade eden bir yazı olmuş.. 30 yıllık evliliklerde bile insan bir şeyleri değiştirebiliyor ilk kendini olumlu yada olumsuz degistiginde donusturdugunde çevresindekilere ona göre davranış sergiliyor....

    YanıtlaSil
  6. Adsız2/15/2025

    Bizi ileriye taşıyan şey, egomuzun zıddına haraket etmek, problemleri mizi çözebilmekteki en kilit nokta aynı zamanda da değil mi? Samimiyetin öneminin de vurgulandığı çok güzel , içimizi ısıtan bir yazı olmuş kaleminize sağlık....

    YanıtlaSil
  7. Adsız2/15/2025

    Bir dönüşüm bu kadar güzel anlatılır , hayatımızdan egoyu çıkarttığımızda mutluluk her taraftan hayatımızı kaplar 🩷

    YanıtlaSil
  8. Kaleminize sağlık 🌸 Ne kadar hayatın içinden, samimi ve tanıdık bir öykü… İnsan kendinden başka kimseyi değiştiremiyor… Kendi dönüşüme girince çevresi de ona uyumlanıyor…

    YanıtlaSil
  9. Tuğba G.2/15/2025

    Kendinin en iyi versiyonu olabilmek için hatalarımızdan ders çıkarmalı öğrenmeliyiz. Kaleminize sağlık 🌸

    YanıtlaSil
  10. Adsız2/15/2025

    Herkesin kaderi kendi çabasına bağlı kılınmıştır. Buda bunu destekleyen güzel bir yazı olmuş…

    YanıtlaSil
  11. Adsız2/15/2025

    Çok güzel bir yazı kaleminize sağlık..İnsan kendine dönüp hatalarını farkedince hayatını düzeltmeye başlıyor...Aslında herşey bizimle ilgili...Çok güzel ifade edilmiş

    YanıtlaSil
  12. Adsız2/15/2025

    Ne kadar da güzel anlatılmış. Elinize sağlık...

    YanıtlaSil
  13. Adsız2/15/2025

    insanların kendini dönüştürmesi kendisiyle beraber çevresindekileri de dönüştürmeye iter , ne güzel bir dönüşüm olmuş , Allah bizi iyiye dönüşenlerden etsin ❤️🙏

    YanıtlaSil
  14. Adsız2/15/2025

    Çok samimi

    YanıtlaSil
  15. Adsız2/15/2025

    Hayat, hatalarımızdan öğrenip dönüşebildiğimizde güzelleşiyor. Filiz’in hikâyesi, affetmenin ve yeni bir başlangıç yapmanın gücünü harika bir şekilde anlatıyor. Samimi, içten ve ilham verici bir yazı!🫶

    YanıtlaSil
  16. Adsız2/15/2025

    Hayata başka gözle de bakılabileceğini ve her yaşta insanın dönüşüm yeteneğini ne kadar güzel anlatan bir hikaye👏👏❤️

    YanıtlaSil
  17. Sakin yaşam:)2/16/2025

    Toplumsal değişim ve dönüşüm, bizleri bir çok yönden etkilemektedir. Bu etkilerin bazıları olumlu, bazıları ise olumsuz olabilir. Önemli olan bu değişimlere ayak uydurmak, egolarımızı bırakmak gibi ve aile kurumunu korumak için de ne gerekli ise o adımları atmak gerekir. Bence Filiz hanım ailesini korumak için güzel bir adım atmış.

    YanıtlaSil
  18. Adsız2/18/2025

    Dünümüzden daha iyi olmak adına dönüşebilmek dileğiyle 🙏🌼

    YanıtlaSil
  19. Mükü2/23/2025

    İnsan hatalarından öğrenen ve kendini en iyi versiyonuna taşıyan bir canlı. Bunu yaparken başkalarınada iyi gelmek ne güzel🪻

    YanıtlaSil
  20. Adsız3/06/2025

    Elinize sağlık 🌷

    YanıtlaSil
  21. Adsız3/09/2025

    zaten yüreğini biliyorum ama yuregindekileri bu kadar güzel dile getirmen muhteşem sin. anne eş kadın helal olsunnnn

    YanıtlaSil
  22. Kalemine sağlık canım annem

    YanıtlaSil
  23. Hayat, hatalarımızdan öğrenip dönüşebildiğimizde güzelleşiyor. Filiz’in hikâyesi, affetmenin ve yeni bir başlangıç yapmanın gücünü harika bir şekilde anlatıyor. Samimi, içten ve ilham verici bir yazı!🫶(Önce adsız yayınlamıştım)

    YanıtlaSil
  24. E.sena3/14/2025

    Dönüşüm: egonun zittina

    YanıtlaSil
  25. Neslihan3/16/2025

    Ellerinize sağlık 🌸

    YanıtlaSil
  26. Adsız3/17/2025

    Ne kadar içten bir yazı✨

    YanıtlaSil
  27. Adsız4/03/2025

    İnsan her verdiği tepkinin sonucunda farklılaşıyor ve yeni bir versiyona geçiyor. Doğru tepki demek daha kaliteli versiyon demek.🌻

    YanıtlaSil
  28. Burcu A.4/03/2025

    Değişim önce insanın kendisiyle başlıyor

    YanıtlaSil
  29. Adsız4/23/2025

    Filiz’in hikayesini okurken bir romanın sayfalarında kaybolmuş gibi hissettim. Duygular o kadar içten ve gerçekti ki, sanki gözümün önünde yaşandı her şey. Hayatın getirdiği dönüşümler, ilişkilerdeki iniş çıkışlar ve sonunda gelen farkındalık… Bütün bu yolculuğu böylesine dürüst ve içten anlatman çok etkileyiciydi. Özellikle “Biz aile olmayı beceremedik” cümlesi çok dokundu bana; bazen sevgi yeterli olmuyor gerçekten, ama fark edip yeniden çaba göstermek de büyük bir cesaret. Kalemine ve yüreğine sağlık! Zeynep

    YanıtlaSil
  30. Adsız4/23/2025

    insan hatalarından öğrenen ve kendini en iyi versiyonuna taşıyan bir canlı. ne kadar doğru bir cümle tebriklerrrrr

    YanıtlaSil
  31. Adsız4/23/2025

    Filiz’in hikayesini okurken bir romanın sayfalarında kaybolmuş gibi hissettim. Duygular o kadar içten ve gerçekti ki, sanki gözümün önünde yaşandı her şey. Hayatın getirdiği dönüşümler, ilişkilerdeki iniş çıkışlar ve sonunda gelen farkındalık… Bütün bu yolculuğu böylesine dürüst ve içten anlatman çok etkileyiciydi. Özellikle “Biz aile olmayı beceremedik” cümlesi çok dokundu bana; bazen sevgi yeterli olmuyor gerçekten, ama fark edip yeniden çaba göstermek de büyük bir cesaret. Kalemine ve yüreğine sağlık!

    YanıtlaSil
  32. Adsız4/24/2025

    Filiz’in hikayesini okurken bir romanın sayfalarında kaybolmuş gibi hissettim. Duygular o kadar içten ve gerçekti ki, sanki gözümün önünde yaşandı her şey. Hayatın getirdiği dönüşümler, ilişkilerdeki iniş çıkışlar ve sonunda gelen farkındalık… Bütün bu yolculuğu böylesine dürüst ve içten anlatman çok etkileyiciydi. Özellikle “Biz aile olmayı beceremedik” cümlesi çok dokundu bana; bazen sevgi yeterli olmuyor gerçekten, ama fark edip yeniden çaba göstermek de büyük bir cesaret. Kalemine ve yüreğine sağlık!

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

HAYAT BAZEN ZORDUR

Bir yaz günüydü Bünyamin gelecekteki eşi Ezgi’yle karşılaştığında. İkisi de bundan habersiz ortak bir arkadaşlarının doğum gününde tanışmıştı. Başta çok iyi anlaşamamışlardı ancak birbiryleriyle ala- kalı merak ettikleri şey çok fazlaydı. Yüzeysel bakıldığında birbir-lerine benzemiyor gibi görünseler de detayda uyumluydular. Ve pek de tesadüfi değil ki iki yıl sonra yine tanıştıkları yaz günü dünya evine girmişlerdi. Bünyamin evlenmeyi yuva kurmayı çok isteyen bir genç adamdı. Ezgi’yle zıtlıklarından gelen uyum onu hep çok heyecanlandırmıştı. Onunla evlenmek Bünyamin için hayatında eksik olan heyecanı ve neşeyi getirecekti. Nitekim öyle de oldu. Birlikte geçen çok güzel bir üç yılın ardından bir bebek bekliyorlardı. Bünyamin hayatındaki her şeyin gerçek olamayacak kadar güzel olduğunu düşünüyordu. Oysa yine bir yaz günü işten kovulana dek… Bünyamin küçük çaplı bir patron şirketinin iç satışında Sezgin ile çalışıyordu. Sezgin ağzı iyi laf yapan çevresi geniş biriydi. 4 yıldır aynı eki...

MOR MENEKŞEM

Günün erken saatleriydi. İpek içindeki heyecanı fazla göstermemeye çalışarak okulu için bir sınava gitmesi gerektiğini söyledi anne babasına. Güzel bir fakültenin hazırlık sınıfında okuyan henüz on dokuz yaşında, içi umutla dolu pırıl pırıl bir genç kızdı. Annesinin “Mor Menekşem” diye sevdiği bembeyaz teni, derin bakan kahverengi gözleri ve minicik biçimli bir yüzü vardı.   Yumuşacık uzun gür saçlarını arkaya savurarak “Ben ufak bir kahvaltı hazırlayıp erkenden kaçayım.” diyerek lafları ağzında yuvarladı. Biraz gizemliydi. Ancak o sabah pek bir şey anlatacağa da benzemiyordu. “Sınav saatinden önce yerimde olmak istiyorum” diye sözlerine ilave etti. Babası kendisini sınav salonuna götürebileceğini söylese de her işini kendi halletmeye alışmış olan İpek “Siz pazar keyfi yapın; ben rahatça gidebilirim merak etmeyin” diyerek evden çıktı.   İpek ailede üç kardeşin en küçüğü; tabiri yerindeyse ailenin tekne kazıntısıydı. Evin en küçüğü olarak hep kapıyı açan, bakkala ekme...

BU BAYRAM

  Yaz gelmiş, İstanbul’da nem kendini göstermeye başlamıştı. Hülya bir taraftan evini toparlıyor, bir taraftan da alnından şakaklarına akan terleri siliyordu. Kendi gibi zihni de telaşlıydı. Kurban Bayramı için ne yapacağını düşünüyordu. Bir an durup, lacivert ve vizon döşediği evini keyifle süzdü. Evet, her şey yerli yerindeydi. Peki hayatındaki her şey de yerli yerinde miydi? Öyle düşünceye dalmıştı ki telefonun sesiyle irkildi. Arayan babası Ali beydi. Kızıyla hâl hatır ettikten sonra bayram için ne yapacaklarını sordu. Hülya henüz karar vermediklerini, ama Bodrum ya da Silivri’de olacaklarını söyledi. Ali bey; -         Biz annenle Silivri’ye geçeceğiz. Keşke siz de bizimle olsanız. Eski günlerde ki gibi ailece bayram yapsak. Yavrum biz bugün varız, yarın yokuz. Annenin de aklı gidip geliyor. Birlikte vakit geçirsek olmaz mı? Hülya telefonu kapatırken iyice kafası karıştı. Yaşlandıklarını ve kendilerine ihtiyaçları olduğunu düşündü. Al...