Ana içeriğe atla

Kayıtlar

yetistirme etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

SORUN FARKLI OLMAK MI? YOKSA BU FARKLILIKLARIN SEBEBİNİ BİLMEMEK Mİ?

  Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, uzak köylerden birinde, iri mi iri, heybetli mi heybetli, rengarenk kuyruklu, kıpkırmızı ibikli, bir horoz ailesi yaşarmış… -Hay Allah, yine masal bitmeden uyuyakaldı… Elif’le, Ahmet, birbirlerini çok sevdikleri için dört yıl önce yıldırım nikahıyla evlenme kararı almışlardı. Ailelerinin de onayını alarak hemen evlenmişlerdi. Her konuda hızlı olmaları sebebiyle, hemen çocukları da olmuştu. Nergis doğduğunda yumuk elli, kırmızı yanakları, siyah saçlı, buruşuk yüzlü bir çocuktu. Her şeyleri hızlı ve acele olduğu gibi doğumu da acele olmuştu. Öyle ki marketten iki kilo portakal alıp gelene kadar doğmuştu. Beş dakikalık sancıyla, normal doğuma girmiş ve kızını dünyaya getirmişti. Sekiz aylık doğmasına rağmen sağlıklı bir bebekti. Elif’in doğumuna gelen kayınvalidesi; “Kundak çirkini, mahalle güzeli olur” demişti. Daha önce bu cümleyi duymayan Elif; “Ne yani benim bebeğimi beğenmedi her halde…” diye içinden geç...

MUTLU MUSUN?

  Güneş ışığı gözlerini kamaştırıyordu. “Kış günü bu ne güneş?” Zaten hiçbir şey yolunda gitmiyordu. Gerçi o güneş olmasa çocukları parka getiremeyecekti. Ama yine de kış günü bu kadar güneşten rahatsız olmuştu.   Zaten bu ara pek bir şey yolunda gitmiyordu.  Elif, evleneli 7 yıl olmuştu. 7 yıla iki çocuk bir de bu sene işi sığdırmıştı. Bir okulda öğretmenlik yapıyordu. Mesleği gereği eğitim onun işiydi. O yüzden çocukların eğitimi ile ilgili zorlanacağını pek düşünmemişti. Kendisini de sürekli geliştirmeye çalışıyordu. Eski, yeni hangi kaynak varsa onları okuyor, elinden geleni yapıyordu. Ama yolunda gitmeyen bir şeyler vardı.  Zaten bu ara pek bir şey yolunda gitmiyordu.  Cumartesi günü evde olunca yapılması gereken bir sürü iş vardı. Ancak çocuklar akülü arabalarını sürmek istedikleri için onları parka götürmek zorunda kalmıştı. Kıyamıyordu onlara. Her sabah anneleriyle beraber evden çıkıp, onunla beraber giriyorlardı eve. Biri beş, biri de üç yaşında...