Ana içeriğe atla

TAŞINMA TELAŞI

Seda o sabah gözlerini yeni bir güne açtığında kendisini bekleyen ne çok işi olduğunu hatırladı. Zaten bir gece önce de bir türlü bitiremediği için geç yatmıştı. Yorganı kafasına çekip uyumaya devam etmek istiyordu. Ancak bir türlü bitiremediği onca iş onu bekliyordu. Kolilenmeyi bekleyen bardaklar, toparlanması gereken dolaplar, artık kullanmadığı veya işine yaramadığı için ayrıştırılmayı bekleyen eşyalar, kapatılmayı bekleyen üst üste koliler. Sanki her şey üstüne üstüne geliyor gibiydi. Oysa bir haftadır evi toparlamakla uğraşıyordu ama bir arpa boyu yol alamamıştı.

Ahmet’in yeni işinin konumu dolayısıyla evlendiklerinden beri oturdukları evlerinden taşınacaklardı.  Seda, evlenmeden önce ailesiyle hep aynı evde oturdukları için daha önce hiç taşınma süreci yaşamamıştı. Şimdi ilk kez kendi evinin taşınma hazırlığını yapıyordu.

Eşi Ahmet o sabah evden çıkarken ‘’Canım, nakliye firması ile konuştum. Pazartesi günü için anlaştık.”

Ahmet, taşınma için aradığı nakliye firmasını bulmuştu. Nihayet evden taşınacakları gün de artık belliydi. Seda’nın biraz daha hızlanmaya ihtiyacı vardı. Taşınma gününün yaklaşması ile telaşı iyice artmıştı. Evdeki dağınıklığı toparlayıp sağda solda kalan eşyaları kolilere doldurmakla işe başladı.  Salondaki konsolu boşaltıp koliledikten sonra mutfağa kahvesini yapmaya gitti. O esnada gözü, üst dolapta duran, misafirler için kullandığı yemek takımlarına ilişti. Onları da salon için yaptığı kolinin üzerine eklemeye çalıştı. Zor da olsa koliyi kapatıp bu kez kahvesini yapmaya koyuldu. Kahvesini içerken hala yapması gereken birçok işin olduğunu fark edip gerilmişti. Bir yandan saate bakıyor bir yandan işlerin ne zaman biteceğini hesap etmeye çalışıyordu. Kahve molasından sonra banyo dolaplarını boşaltırken kirli çamaşırların da epey biriktiğini gördü. Onları makineye atıp işlerine öyle devam etmeye karar verdi. Çamaşırları ayıklarken leke çıkarıcıyla çitilenmesi gerekenleri fark etti. Onları halletmeden makineyi çalıştıramazdı. Lekeli bekleyen çamaşırları çitileyip yıkamaya hazırladı. Çamaşırlarla uğraşırken bir saat kaybetmişti bile. Artık akşam olmak üzereydi. Mutfağa geçip akşam yemeği hazırlığı yapması gerekiyordu. Ertesi gün devam etmek üzere toparlanma işlerine ara verdi.

Ertesi gün de Seda için benzer şekilde geçmişti. Bu defa akşam yemekten sonra da toparlanmaya devam etmeye karar verdi. Ahmet, çalışma odasındaki eşyaları kolilerken Seda seslendi:

‘’Ahmet, yedek koli bandı nerede acaba bir saattir bulamıyorum!’’

Seda, işleri yetiştirememenin telaşıyla gözünün önündeki bandı göremiyordu. Aslında her odada toparlanmış bölümler vardı. Ama birkaç gündür uğraşmasına rağmen ortaya düzenli bir iş çıkmıyor gibiydi. Henüz bir odayı bile tamamen taşınmaya hazır hale getiremediğini fark etmişti. Bu durum onu oldukça gergin bir ruh haline sokuyordu. Bandı bulduktan sonra birkaç koli daha toparlayarak günü bitirdi.

Ertesi sabah Seda çalan telefonunun sesi ile uyandı. Arayan kayınvalidesiydi. Soğuk algınlığı henüz geçtiği için Seda’ya desteğe bugün gelebileceğini söyledi. Seda kahvaltı için hazırlık yapmaya başladıktan kısa süre sonra kapı zili çaldı. Kayınvalidesi Seda’nın sevdiği simitlerden almıştı. Beraber hızlıca kahvaltılarını yapıp işe koyuldular. Kayınvalidesi önden hazırladığı koli, çuval ve bantları alıp toparlanmayı bekleyen odaya girdi. Önce koliye ve çuvala girmesi gerekenleri tek tek ayırdı. Koliye koyacakları bitmeden çuvala koyacağı eşyalara geçmiyordu. Seda O’na tamirat için bekleyen kıyafetlerin de olduğunu söylediği halde O, tamamlamayı hedeflediği işini bırakmıyordu. Tamirat için bekleyen kıyafetlere daha sonra uygun bir zaman ayıracağını söyledi. O an için hedef toparlanmaktı. Hedefini değiştirmeden işine devam etti. Yaklaşık yarım saatte, bir odanın tüm eşyalarını taşınmaya hazır hale getirmişti. Sonrasında kalan diğer bölümleri de kısa süre içinde hallettiler.

Akşamüstü kayınvalidesi evine döndükten sonra Seda toparlanmış evine şöyle bir göz gezdirdi. Üzerinden ağır bir yük kalkmış gibi hissediyordu. Ancak bu yük sadece eşyaları toplama yükü değildi. Bu taşınma deneyimi ona bir şeyleri fark ettirmişti. Odasına geçip uzanırken düşünmeye başladı.

İnsan gündelik işlerini yaparken sergilediği davranışlar neyse önem derecesi daha yüksek işlerde de benzer davranışları sergiliyordu. Seda ev taşırken yaptığı gibi hayatında da sürekli hedef değiştirdiğini fark etmişti.

Hedef değiştirmek yerine yöntemini stilini değiştirmesi gerektiğini hiç düşünmemişti. Kayınvalidesi bir işi tamamlamadan diğerine geçmemişti. Oysaki Seda sıklıkla bir işi tamamlamadan diğerine geçiyordu. Bu da hayatında yarım kalan ve yeterince konsantre olamadığı için kalitesi düşük bir sürü işin olması demekti. Yarım kalan sürücü ehliyeti alma süreci, mezuniyet belgesi teslim alınmamış öğretmenlik eğitimi süreci, başlanıp bitirilmeyen kurslar, örgüler hayatındaki örneklerden sadece bir kaçıydı. Mesleğinde ödediği bedeller de onu işinde yeterli seviyeye getirmemişti.

Sanki hep rastgele bir yerlere tuğla örmüş ancak ördüğü tuğlalar bir duvar olmamış gibiydi.

Şimdi bu durumların hangi tekrar eden davranışından ötürü başına geldiğini fark etmişti. Aldığı sonuç ödediği bedellerin karşılığı değildi. Kendisinin o kadar yorulmasına rağmen bir haftada toparlayamadığı evi kayınvalidesi bir günde toparlayıvermişti. Onun koyduğu tuğlalar duvar olmuştu.

Seda kararını vermişti. Artık maymun iştahlılığı bırakacaktı. Bir hedef koymuşsa ona konsantre olacak, daldan dala atlamayacaktı. Evet taşınma sırasında birkaç gün fazladan oyalanmıştı. Ancak hayatının bundan sonraki kısmını bundan öncekinden daha verimli geçirmesini sağlayacak farkındalığı olmuştu.

 

 

Yorumlar

  1. İnssnın bir taşınma sürecinden bile birşeyler öğrenmesi ve bunu sonraki hayatında kullanması ona ne kadar hız kazandıracaktır.

    YanıtlaSil
  2. İnsan bazen aynı anda bir çok şey yapmak istiyor. Becerisi varsa hepsini yapabiliyor. Eğer yeteri tecrübesi yoksa çok emek verip az sonuçla karşılabiliyor. Güzel haber, bunun farkına vardığında insan hedefe yönelik toparlanabiliyor😊

    YanıtlaSil
  3. İnsanın ona kaybettiren davranışı fark edip hemen küçük bir adımla da olsa toparlamaya başlaması çok yol aldırıyor. Teşekkürler...

    YanıtlaSil
  4. Hedefin amaca yönelik olması önemli bir konu yoksa hedefi olsa da niyetler değişebilir... Emeklerinize sağlık...

    YanıtlaSil
  5. Sevinç12/01/2025

    Tam olma yada eksik kalması... Birileri tam yapacağım derken bu hayatta geç kalıyor... Birileride eksik yaptığı için geç kalıyor... Sonuçta kazanan hep dengeye gelen oluyor... Teşekkür 🙏

    YanıtlaSil
  6. Nazan Zeybek12/01/2025

    Bir işi bitirip diğerine koyulmak. Basit de olsa aynı stil ile hedefe konsantre olup devam etmenin işi nasıl bereketlendirdiğini hatırlatan çok güzel bir yazı. Kaleminize sağlık. Teşekkürler

    YanıtlaSil
  7. İnsan gözünün önündekileri keşke görebilseydi.
    Daha az yanılan olurdu insan.
    Yazı nokta atışı olmuş.
    Bilmediğini öğreten var.
    Öğrenen olalım.
    Elinize sağlık. 🍉

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hangi Taraftasın?

Bu Taraf… Alışveriş üzerine alışveriş içerisinde, Oradan oraya git gel, Olmadı sanal alemde mağazaları dolaş dur, Bir tıkla sipariş ver,  Al, al, al ama doyma…   Yeni yıl geliyorrrr… Ne kadar da güzel bir zaman… Süsleyelim evlerimizi, bahçemizi, ah bir de kapımızı, Yılbaşı ağacı olmadan olmaz, Üzerinde en güzel süslemelerle… Sokaklar da süslensin, meydanlar, alışveriş merkezleri… Her yer ışıl ışıl olsun,  Sonra bol bol fotoğraflarımız olsun, Her birinde gülümseyen yüzlerimizle pozlar verelim,  Çok önemsediğimiz anılarımıza bir yenisini ekleyelim… Arka fonlara en süslü olanı seçelim… Aaa hediyeler… Onları unutmak olur mu?  Hepsini süslediğimiz ağacın altına dizelim…  En güzel paketleri yaptıralım.  Veee heyecanlı bir bekleyişten sonra,  Yeni yıl sabahı hepsini açalım… Mutlu olalım, hep mutlu…   O akşam evde mi olsak, dışarıda mı? Sonuçta yılın en önemli akşamı,  Çok özel olmalı her şey…  Belki evde kutlanır, sofrada her çeşit meze ve...

Sabah Yürüyüşü Notları: Eğitim okul da mı başlar?

  Bir sabah yürüyüşünde İnsan bazen bir manzarayı değil, bir toplumsal fotoğrafı seyreder yürürken. Dün sabah yürüyüşümde karşılaştığım bir sahne, bana küçük davranışların büyük etkisini hatırlattı. Gün aydınlanmak üzereydi. Yerlerde çiğ ve havada nefis bir koku vardı.   Sokaklar hafif hafif hareketleniyordu. Sabah yürüyüşlerimle yeni evimizin mahallesinde hem geldiğimiz yeni çevreyi tanıyor hem de sporumu yapıyordum. Henüz tanımadığım sokaklar, yeni köşeler, farklı evler vardı bolca. Sokağın köşesinden döndüğümde mahalledeki okulun önüne geldim. Okul Kapısında Araçlar kapının önünde sıraya dizilmişti. Veliler direksiyon başında, gözleri telefonda ya da boşlukta.   Fabrikada bant sistemi gibi bahçe kapısına yakınlaşıp, çocuğunu indiriyordu. Arka arabadakiler sıranın onlara gelmesini bekliyor ve tam kapının önüne gelince duruyorlardı. Az geride indirseler çocukları sanki polis ceza kesecekti. Her şey o kadar mekanik, o kadar alışılmıştı ki…         ...

İNSAN KENDİNE AYNA TUTARMIŞ MEĞER

  Bir yandan hazırlanıyor bir yandan da söyleniyordu. “Dönem bitmeden hoca mı değişirmiş canım?” dedi öfkeyle. Küçücük çocuk bunlar zaten okula zor uyum sağladılar. Bir de şimdi yeni öğretmene alışmaya çalışacaklar. Ama çaresiz durumu kabul etti. Gidip görelim bakalım yeni öğretmeni belki eskisinden iyidir. Ama ne demişler? “Gelen gideni aratır.” Kafasında deli sorular ile okulun yolunu tuttu.   Bu yıl üçüncü sınıfa geçmişti Melek. Annesinin bütün planları ona göre yapılırdı. Her şey onun etrafında dönerdi. Kıymetlisiydi tüm ailenin. Bir dediği iki edilmezdi.    Yazın sıcak oluyor diye salonun ortasına şişme havuz bile kurmuştu annesi. “Yeter ki o mutlu olsun” derdi. Tırnağına taş değse yeri göğü inletirdi. Sınıfa girer girmez yeni gelen öğretmene kendisini tanıttı. Gayet sevimli güler yüzlü tavırları vardı. Fakat kısa zamanda öğretmen hanım gerçeği anlamıştı. Güler yüzün arkasındaki niyeti, evdeki gibi sınıftaki hâkimiyetini kaybetmemek içindi. Annesi; Melek...