Yaz gelmiş, İstanbul’da nem kendini göstermeye başlamıştı. Hülya bir taraftan evini toparlıyor, bir taraftan da alnından şakaklarına akan terleri siliyordu. Kendi gibi zihni de telaşlıydı. Kurban Bayramı için ne yapacağını düşünüyordu. Bir an durup, lacivert ve vizon döşediği evini keyifle süzdü. Evet, her şey yerli yerindeydi. Peki hayatındaki her şey de yerli yerinde miydi? Öyle düşünceye dalmıştı ki telefonun sesiyle irkildi. Arayan babası Ali beydi. Kızıyla hâl hatır ettikten sonra bayram için ne yapacaklarını sordu. Hülya henüz karar vermediklerini, ama Bodrum ya da Silivri’de olacaklarını söyledi. Ali bey; - Biz annenle Silivri’ye geçeceğiz. Keşke siz de bizimle olsanız. Eski günlerde ki gibi ailece bayram yapsak. Yavrum biz bugün varız, yarın yokuz. Annenin de aklı gidip geliyor. Birlikte vakit geçirsek olmaz mı? Hülya telefonu kapatırken iyice kafası karıştı. Yaşlandıklarını ve kendilerine ihtiyaçları olduğunu düşündü. Al...
Ne anlamlı bir yazdı🪻
YanıtlaSil☺️🌷
YanıtlaSilAynen öyle… kendime iyi bir ben lazım☺️
YanıtlaSil👏🏻👏🏻
YanıtlaSilkesinlikle... bir ömür yanında taşıyavağı kendisiyse... iyi bir kendisi olmalı insanın :)
YanıtlaSilKendime iyi bir ben lazım...
YanıtlaSilİnsan yanında hep iyi birileri olsun ister. Herkes gider ama insan hep kendiyle beraberdir. Sen iyiysen zaten hep iyilerle berabersin demektir.
YanıtlaSilElinize sağlık 🌷 çok güzel bir yazı olmuş...
YanıtlaSil