Ana içeriğe atla

Heyecanın geçti mi?

 

Ellerine baktı Leyla; terlemişti. Ne zaman heyecanlansa bu sıkıntıyı yaşardı. “Kesin yüzüm de kızarmıştır.” dedi içinden. Sonra ona yaklaşmakta olan bayanı fark etti. Birden içini, sebebini bilmediği garip bir rahatlama kapladı. Belki de kendisine doğru yürürken, kadının ona gülümsemesiydi bu hissi yaşatan. İkisi de birbirlerine aynı anda “Merhaba!” dediler ve gülümsediler. Birbirlerine daha önce gönderdikleri fotoğraftaki kimseler olarak şimdi karşılıklı duruyorlardı.

Nasılsınız Leyla Hanım?

— İyiyim Emine Hanım, siz nasılsınız?

— Ben de iyiyim çok teşekkür ederim. Hazır mısınız?

— Aslında biraz heyecanlıyım. Canan sizin direksiyon eğitimi vermekte oldukça başarılı olduğunuzu ballandıra ballandıra anlatmıştı. Daha önce de eğitim aldım ancak pek başarılı olamadım. Sanki kafamda bir şeyler eksik kalmış gibiydi. Umarım sayenizde bu işi halledebilirim.

— Ben de umarım ki güzel bir eğitim süreci geçiririz Leyla’ cığım. Anladığım kadarı ile teknik olarak bir aracın nasıl kullanılacağı konusunda oldukça bilgin var. Seni zorlayan şey, bu teorik bilgiyi pratiğe dökememekle ilgili değil mi?

— Evet aslında biliyorum, ama işte direksiyonun başına ne zaman geçsem, heyecandan elim ayağıma dolaşıyor.

— Genel olarak aynı problem ile karşılaşıyoruz direksiyon eğitimlerinde. İnsan en iyi bildiği şeyi bile yapamaz oluyor heyecan olduğunda. Hadi gel şimdi araca oturalım ve orada biraz neden heyecanlandığın konusunda konuşalım.

Leyla böyle bir gelişme beklemiyordu. Şimdiye kadar bazen abisi ile bazen babası ile araba kullanma konusunda birkaç girişimi olmuştu. Ama her ikisi ile de sonuç başarısızlıkla sonuçlanmıştı. Sonrasında babasının direksiyon eğitimi veren bir arkadaşı ile denemiş ama yine tam istediği gibi olmamıştı. Neredeyse arabanın her şeyini biliyordu ama neden bir türlü beceremediğini anlamlandıramıyordu.

 Emine hanım onun bu tedirginliğini fark etmişti. Ona sorular sorarak rahatlamasını sağlamak istiyordu.

— Leyla’ cığım… Sana Leyla’ cığım dememde sakınca yoktur umarım. Sence neden heyecanlanıyorsun?

— Kaza yapmaktan korkuyorum, güzel araba kullanamazsam eleştiriye maruz kalacağımı düşünüyorum. O zaman da daha çok heyecanlanıp strese giriyorum.

— O zaman şuradan başlayalım; Aslında biliyor musun, hepimiz hayatımızın direksiyonunu elimizde tutuyoruz. Ve bazen bir şeyleri biliyor olsak bile işin içerisine duygularımız girdiğinde, işimiz biraz daha zorlaşıyor. İşin içerisine isteklerimiz girdiğinde işimiz yine biraz daha zorlaşıyor. İnsan neden heyecanlanır? Heyecan ne demektir? Öncelikle kavramların anlamını öğrendiğimizde işimiz daha da kolaylaşıyor.

Bazen bazı şeyleri daha yoğun yaşarız. Başka şeye sevindiğimizden daha çok seviniriz. Başka şeye üzüldüğümüzden daha çok üzülürüz. Neden olur bu hiç düşündün mü? Az evvel de dediğim gibi, insanoğlu ne çok şey ister değil mi? Beğenilmek istiyoruz, taktir edilmek istiyoruz, başarılı olmak istiyoruz… Bu liste uzayıp gidiyor… İsteklerimizi karşılayamıyor olmamız bizi daha çok strese sokuyor.

İsteklerimizi yolda karşılaştığımız sis bulutları gibi düşünebiliriz. Bir şeyi çok istediğimizde sis bulutunun içinde buluruz kendimizi. Ne kadar çok sis varsa da o kadar görüş alanımız daralır. Normal farlarla artık önümüzü göremez oluruz. Bunun için ne yaparız? Sis farına ihtiyaç duyarız değil mi? Peki sis farı neyi temsil ediyor?

— …. ?

— İşte sis farları da bizim bilincimiz gibidir. Yolumuzu şaşırmamamızı sağlar. Bu gibi durumlarda, yani heyecanlandığımız durumlarda bir durup düşünmeliyiz. Hangi farla yola devam edeceğimizi belirlemeliyiz.

 — O zaman Emine hocam benim öncelikle, birilerinin benim araba kullanmamı eleştirmesi veya beğenmesini o kadar istemediğimde heyecanım da azalacak. Böylece bilincim açık olduğu için teknik olarak bildiğim şeyleri yapmakta çok da zorlanmayacağım. Çünkü zaten araba kullanmanın yöntemini daha önce biliyordum. Sanırım duygularımı yönetemediğim için de doğru bir davranış sergileyemiyordum. Önemli olan birilerinin beni beğenmesinden, başarısız olduğumda kınanacağımı düşünmekten ziyade, doğru araç kullanabilmek olmalıydı ilk hedefim. Aracı ve yolu tanıyorsam, trafik kurallarını biliyorsam ve en önemlisi nereye gideceğimi biliyorsam… Ki bunları biliyorum… Arabamı da hayatımı da daha rahat yönetebilirim… Çok teşekkür ederim, sanırım anlamlandıramadığım şeyi doldurdunuz.

— Hadi bakalım Leylacığım… Şimdi direksiyon sende… Heyecanın geçti mi?

Yorumlar

  1. Adsız3/01/2024

    Tatlı heyecanlı bir yazı

    YanıtlaSil
  2. Ayşe Nur Varlı3/01/2024

    İnsan duygularını yönetemediğinde hiç bir şey yolunda gitmiyor. Duyguların pasif olması ne kadar kıymetli, ne kadar huzurlu geliyor insana. Kaleminize sağlık🌸

    YanıtlaSil
  3. Adsız3/01/2024

    Bazı durumlarda harekete geçmeden önce durup bir düşünmek gerekiyor. Neden bunu yaşıyorum? Sorusunu sormak ne çok şeyi değiştiriyormuş meğerse!

    YanıtlaSil
  4. Sebiha3/01/2024

    Önemli bir noktaya dikkat çekilmiş👍🏼 heyecandan bi çok kez saçmaladığım olmuştur:)

    YanıtlaSil
  5. Mehtap3/01/2024

    Kavramların anlamını bilince,süreci yönetebilmek için nasıl sorusuna cevap olması ne güzel.Ellerinize sağlık...

    YanıtlaSil
  6. Adsız3/01/2024

    Güzel anlatıldı teşekkürler ederim ders çikarmak isteyene göre ...

    YanıtlaSil
  7. Adsız3/01/2024

    Ben de heyecanlı bi yapıya sahiptim yaşım ilerlerdikçe daha az heyecanlanmaya başladım demek ki insanların benim hakkımda iyi yada kötü düşünmeleri çok da önemli olmadığına karar verince değişti m çünkü nasıl biri olduğumu biliyorum kendimi daha iyi tanıyınca insanların benim hakkımda ne düşündüğü çok da önemli değil.

    YanıtlaSil
  8. Olaylara farklı açılardan bakmayı sağlayan Deneyimsel Öğreti iyi ki var... Elinize emeğinize sağlık...

    YanıtlaSil
  9. Adsız3/02/2024

    Hayatımında direksiyonu elimdeyken isteklerim benim kontrolümde oluyor o zaman...zıttında da ben onların kontrolünde oluyorum...kaleminize sağlık, çok samimi anlatmış sınız

    YanıtlaSil
  10. Adsız3/02/2024

    Hata yapma korkusuyla heyecanlanıyor insan. Belki de hata yapmamak istiyor. Hiç hata yapmayacağım derken daha çok heyecanlanıyor. Heyecan bana daha çok hata yaptırtıyor. Peki heyecanı nasıl kontrol ederim? Duygu kontrolünü EGO kontrolünü , dolayısıyla hayatın kontrolünü öğrendiğimiz bu eğitimler için deneyimsel tasarım öğretisine Çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  11. İskender3/03/2024

    Harika

    YanıtlaSil
  12. Duygu yönetimini daha iyi yönetmeye ihtiyacimiz gar. Hayatta heyecandan, aceleci, telaslı olmaktan bazen kayıplar yaşıyoruz.

    YanıtlaSil
  13. Adsız3/04/2024

    Emeğinize sağlık. 👏👏👏

    YanıtlaSil
  14. Neslihan3/04/2024

    Ellerinize sağlık 🌸

    YanıtlaSil
  15. Adsız3/04/2024

    Kaleminize sağlık ; ne güzel bir yazı olmuş . Çok eğitici . 👍👏

    YanıtlaSil
  16. Adsız3/04/2024

    İnsanın tek problemi yönetim problemidir. Duygularını yönetebildiğinde insan, hayatını yönetebilir olur..O bilinç açıklığına kavuşabilmek ümidiyle..kaleminize sağlık 🌸

    YanıtlaSil
  17. Bende heyecanım yüzünden ehliyet alamamıştım . Bir defa kalınca tekrar cesaret edemedim. Şimdi tekrar ümitlendim😊👍🏼

    YanıtlaSil
  18. Tuba S.3/06/2024

    Yazınız sayesinde bir cesaret geldi sanki. Neden heyecanlanıyorum? diye düşünürsem sanırım biraz daha sağlıklı hareket edebilirim. Çok teşekkürler yazı için...

    YanıtlaSil
  19. ALTAN YILMAZ3/07/2024

    Heyecan insan hayatında her ne kadar mutlu anların kısa coşkusu olsa da çoğu zaman da hataya düşüren bir duygu olabiliyor. Bu güzel yazı için teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil
  20. Adsız3/07/2024

    Çok güzel anlatmışsiniz emeğinize saglik teşekkürler

    YanıtlaSil
  21. Neden bunu yapmak istiyorum ve yapıyorum ...?
    Bunu yapmanın bana faydası ne?
    Doğru mu?
    Yanlış mı?
    Faydalı - Zararlı mı diye sorunca ve biraz bekleyince bakalım nasıl oluyoruz... 🤔
    Bilincimizin AÇIK, Egomuzun PASIF olmasın dileğiyle...🌸
    Kaleminize sağlık ✍🏼

    YanıtlaSil
  22. Adsız3/07/2024

    elinize sağlık 🌸

    YanıtlaSil
  23. Nesrin3/07/2024

    Duygularıma tercüman olmus bir yazı.. ben de ehliyeti zor almıştım. Çok zorlanmistim.. heyecanlarimizin altında neler yatıyor? Bir bilsek...

    YanıtlaSil
  24. Adsız3/07/2024

    İnsan heyecanlandıgında bildiğini bile unutuyor bu çok dogru , duygular devreye girmesi keşke yada duygularımızı iyi yönetebilsek kendimizi bu konuda eğitmeliyiz

    YanıtlaSil
  25. Adsız3/07/2024

    İnsan heyecanlandıgında bildiğini bile unutuyor bu çok dogru , duygular devreye girmesi keşke yada duygularımızı iyi yönetebilsek kendimizi bu konuda eğitmeliyiz

    YanıtlaSil
  26. Adsız3/08/2024

    Güzel yazı ders çıkartmak için güzel bir fırsat..

    YanıtlaSil
  27. Adsız3/13/2024

    Araba metefor hayatım bir çok çıkmazın anlatmada anlamlı bir yer buluyor. Sürekli eleştiriye yargılamaya Küçümseme ye maruz kalmak zamanla insanın iç sesi oluyor. Daha sonra artık kim takdir ederse etsin iç ses buna inanmıyor

    YanıtlaSil
  28. Adsız3/23/2024

    ..çok güzel bir yazı elinize sağlık

    YanıtlaSil
  29. Adsız3/23/2024

    Tek kelime ile mükemmel ve akıcı bir yazıydı.Okurken kendimden birşeyler buldum.Bence heyecan güzel birşey ama dozunda olmalı…İnsan önce kendini bilmeli ve tanımalı…🌹🌹Emeğinize sağlık sevgilerle❤️❤️

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

HAYAT BAZEN ZORDUR

Bir yaz günüydü Bünyamin gelecekteki eşi Ezgi’yle karşılaştığında. İkisi de bundan habersiz ortak bir arkadaşlarının doğum gününde tanışmıştı. Başta çok iyi anlaşamamışlardı ancak birbiryleriyle ala- kalı merak ettikleri şey çok fazlaydı. Yüzeysel bakıldığında birbir-lerine benzemiyor gibi görünseler de detayda uyumluydular. Ve pek de tesadüfi değil ki iki yıl sonra yine tanıştıkları yaz günü dünya evine girmişlerdi. Bünyamin evlenmeyi yuva kurmayı çok isteyen bir genç adamdı. Ezgi’yle zıtlıklarından gelen uyum onu hep çok heyecanlandırmıştı. Onunla evlenmek Bünyamin için hayatında eksik olan heyecanı ve neşeyi getirecekti. Nitekim öyle de oldu. Birlikte geçen çok güzel bir üç yılın ardından bir bebek bekliyorlardı. Bünyamin hayatındaki her şeyin gerçek olamayacak kadar güzel olduğunu düşünüyordu. Oysa yine bir yaz günü işten kovulana dek… Bünyamin küçük çaplı bir patron şirketinin iç satışında Sezgin ile çalışıyordu. Sezgin ağzı iyi laf yapan çevresi geniş biriydi. 4 yıldır aynı eki...

MOR MENEKŞEM

Günün erken saatleriydi. İpek içindeki heyecanı fazla göstermemeye çalışarak okulu için bir sınava gitmesi gerektiğini söyledi anne babasına. Güzel bir fakültenin hazırlık sınıfında okuyan henüz on dokuz yaşında, içi umutla dolu pırıl pırıl bir genç kızdı. Annesinin “Mor Menekşem” diye sevdiği bembeyaz teni, derin bakan kahverengi gözleri ve minicik biçimli bir yüzü vardı.   Yumuşacık uzun gür saçlarını arkaya savurarak “Ben ufak bir kahvaltı hazırlayıp erkenden kaçayım.” diyerek lafları ağzında yuvarladı. Biraz gizemliydi. Ancak o sabah pek bir şey anlatacağa da benzemiyordu. “Sınav saatinden önce yerimde olmak istiyorum” diye sözlerine ilave etti. Babası kendisini sınav salonuna götürebileceğini söylese de her işini kendi halletmeye alışmış olan İpek “Siz pazar keyfi yapın; ben rahatça gidebilirim merak etmeyin” diyerek evden çıktı.   İpek ailede üç kardeşin en küçüğü; tabiri yerindeyse ailenin tekne kazıntısıydı. Evin en küçüğü olarak hep kapıyı açan, bakkala ekme...

BU BAYRAM

  Yaz gelmiş, İstanbul’da nem kendini göstermeye başlamıştı. Hülya bir taraftan evini toparlıyor, bir taraftan da alnından şakaklarına akan terleri siliyordu. Kendi gibi zihni de telaşlıydı. Kurban Bayramı için ne yapacağını düşünüyordu. Bir an durup, lacivert ve vizon döşediği evini keyifle süzdü. Evet, her şey yerli yerindeydi. Peki hayatındaki her şey de yerli yerinde miydi? Öyle düşünceye dalmıştı ki telefonun sesiyle irkildi. Arayan babası Ali beydi. Kızıyla hâl hatır ettikten sonra bayram için ne yapacaklarını sordu. Hülya henüz karar vermediklerini, ama Bodrum ya da Silivri’de olacaklarını söyledi. Ali bey; -         Biz annenle Silivri’ye geçeceğiz. Keşke siz de bizimle olsanız. Eski günlerde ki gibi ailece bayram yapsak. Yavrum biz bugün varız, yarın yokuz. Annenin de aklı gidip geliyor. Birlikte vakit geçirsek olmaz mı? Hülya telefonu kapatırken iyice kafası karıştı. Yaşlandıklarını ve kendilerine ihtiyaçları olduğunu düşündü. Al...