Ana içeriğe atla

Bir Dakika!!!..

 

— Dur abiciğim bak bir dakika müsaade et ben anlatacağım bu ürünü. Vaktim yok deme güzel abiciğim. Bir dakika ya, bir dakika istiyorum senden sadece, sanki canını istiyorum ya. Bak bir sıfır değil, beş değil bir dakikacık. Neolur canım abiciğim?

Cebimizde bol kepçedir bir dakikalar. Her işin, her konuşmanın arasındadır;

— Bir dakikaya geliyorum

— Bir dakika bekler misin?

Oysa ki haybeden harcadığımız o bir dakikalar ömrümüzde neye denk geliyor bilsek bu kadar bol kepçeden harcar mıydık? Meşgulsek bize soru sorana ‘’ bir dakika izin ver’’ diyoruz. Ama başkası bize ‘’bir dakika bakar mısın?’’ dediğinde o bir dakikayı veremiyoruz.

Sabah çalan saatin alarmına rağmen ‘’bir dakika daha uyuyayım!’’ diyoruz. Ama akşam o bir dakikayı gereksiz çok yerde kullanıyoruz. Sadece elimizden kayıp giden zamanın farkında değiliz.  Size bir sır vereyim mi? Bütün bir ömrünüz aslında o küçücük basit gördüğümüz bir dakikanın içerisinde gizli.

Havaalanına gidip uçağın saatini kaçırmaktan korkarız. Bir saat havaalanında bekleyen insan bir lavaboya gitme ihtiyacı hisseder. Son yarım saat, yetişmeye çalışırken “Üzgünüz, sizi uçağa alamayız” cümlesi ile karşılaşır. Çünkü bir dakika ile uçağa binme hakkını kaybetmiştir.

‘’Ahhh keşke zamanı geri alabilsem’’ deriz bazen. Çünkü bütün bir ömrümüzü dizayn edecek kararı, bir dakikalık “AN “da almışızdır. Sahi bir ömrü, bir dakikada nasıl planladık? Neye, nasıl ikna olduk? Oysa ki, o bir dakikaya tekrar geri dönmek için neleri vermezdik.

Gençlerin çoğunun kaçınılmaz gerçeğidir üniversite sınavı. Sınava hazırlanmak ayrı, sınava geç kalma korkusu ayrıdır. Sınavın yapılacağı okula en son giriş saati 10:00 iken 10:01 de okulun bahçesinde olmak bir dakikayla o sınavı kaybetmek demektir. Tekrar bir sene daha çalışılıp, o sınava girilir. Bir dakika, bu durumda bir seneye denk gelir.

İnsan sağlığı açısından da bir dakikada çok şey değişir. Ameliyat masasında doktor, belki çok riskli bir karar almak zorunda kalabilir. Ameliyat masasındaki hastanın hayatı doktorun bir dakika içerisinde vereceği karara bağlıdır.

Bir dakikayı bir de mecnun gibi sevene sormak lazım. Sevdiğine kavuşmasına bir dakikası kalsın sanki o bir dakika bir ömür gibi gelir. Geçmek bilmez bir türlü. Sanki zaman daha da ağırlaşır ve geçmek bilmez.

Dakikalar, saatleri, saatler günleri oluşturur. Bir ilkokul bilgisi olan bu cümle aslında bize ne kadar çok şey anlatmaktadır. Çünkü bir ömrü oluşturan şey işte tam da o dakikalardan oluşmaktadır.

Hâlbuki ki ne kadar basit ve küçük görürüz o bir dakikaları. Çünkü insan hep en önemli şeylerde daha dikkatli ve disiplinli olması gerektiğini düşünür. Bu sebeple basit şeylere disipline olmasını ya beceremez ya da konsantre olamaz. Basite disipline olmaya çalışmak yerine kendisine daha kolay geleni yapar. Basiti küçümsemeye başlar.

Oysa büyük başarıları olan insanların veya deha diyebileceğimiz insanların ortak özelliği en basit işi bile çok önemli bir iş gibi yapabilmesidir. Çünkü onların başkaları için çok önemsiz bir olayda bile bir çizgisi var, bir disiplinin olmasıdır. Yani asıl dehalar, olayı çok önemsemediği halde disipline olabilen kişilerdir.

İnsanoğlunun bu hayatta yaşadığı problemler elbette ki tamamen bitmeyecek. Mesele problemleri ne kadar disiplinle çözüme getirebiliyor olmasıdır…

Çünkü insan bir dakikada değişir.. Bir dakikada bozulmaya ya da toparlanmaya karar verir. Ve insanın bir dakikaları onun hayatı nasıl yaşadığını tasarlar..

 










Yorumlar

  1. Adsız3/09/2024

    Hayatta en sorumlu olduğumuz şey zaman yönetimidir. Zaman kullanımında ki disiplinsizlik , hedef ve amaca ulaşmak gayretinin önünde en büyük engeldir . Kaleminize sağlık. Çok güzel bir yazı olmuş .

    YanıtlaSil
  2. Adsız3/09/2024

    Aza hürmet etmek bütün mesele.. Azı küçümsemeden hamleler yapmak.. İnsan minik adımlar çok uzun mesafeler kateder, yeter ki o minik adımları küçük görmesin 🌸 Kaleminize sağlık, çok güzel bir yazı olmuş..

    YanıtlaSil
  3. Adsız3/09/2024

    Zamanın kıymetini ne güzel anlatmışsınız...

    YanıtlaSil
  4. İnsan bir dakikada değişir

    YanıtlaSil
  5. Gerçekten göz ardı ettiğimiz bir detay anlatılmış. Elinize emeğinize sağlık...

    YanıtlaSil
  6. Adsız3/09/2024

    “Bir dakika” insan hep önemsemediği yerden gol yiyor.

    YanıtlaSil
  7. Tuğba3/09/2024

    İnsanın hayatında o bir dakikalarda neler neler değişiyor kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
  8. Adsız3/09/2024

    Elinize sağlık çok güzel bir yazı. Zamanın kıymetini çok sık hatırlamak lazım.

    YanıtlaSil
  9. Ne kadar güzel anlatılmış✨

    YanıtlaSil
  10. Ayşe Nur Varlı3/09/2024

    Zaman, insanoğlunun satın alamayacağı, kıymetini bilmediği en kıymetli nimet. Küçük sandığımız şeyler büyük şeyler kaybettirir. Kıymetini bile bilmek dûasıyla 🤲🏻Kaleminize sağlık. 🌼

    YanıtlaSil
  11. Adsız3/09/2024

    Biz basite konsantre olamadığımız için saatleri, günleri, haftaları, ayları kaçırıyoruz hep. Parçayı bırakıp bütüne bakıyoruz. Oysa ki en küçük adımla başlıyor en büyük olaylar. Koca bir ormanı yakacak olan en küçük bir kıvılcım değil mi? Ne çok unutuyoruz…
    Ftm Dlkn

    YanıtlaSil
  12. Sevizer3/09/2024

    Hakikaten şimdi makaleyi okuyunca o 1 dakikaların ne kadar kıymetli olduğunu anlaşılıyor. Azı küçümsememek. Damlaya damlaya göl olur. O 1 dakika aslında miktar olarak ağzımıza sakız gibi olmuş. Hep sıkıştığımız,zorda ksldığımız anların sözüdür. . Er bsşlamskno zaman diyoruz. Kaleminize sağlık🌹

    YanıtlaSil
  13. Adsız3/09/2024

    Ama bu hayatta başarmış insanların ortak özelliklerinden biri de en basit işi bile çok önemli bir iş gibi yapabilmesidir. Ben mesela bu kadar kolayken neden insanlar basit bir işi özenle dikkatlice tam konsantrasyon ile yapmazlar veya yapamazlar? Belki de basit olduğu için insan küçümsüyor olabilir mi?

    YanıtlaSil
  14. Semiha3/09/2024

    Kaleminize sağlık çok güzel bir yazı olmuş zamanın değerini anlamak adına

    YanıtlaSil
  15. Adsız3/09/2024

    Güzel anlatıldı teşekkürler ederim

    YanıtlaSil
  16. Gerçekten her şeyi değiştirecek olan o bir dakika.. Öykünün başını sonunu.. Hak edişi.. Çok güzel olmuş emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  17. Adsız3/10/2024

    Bir dakika, bir ömür…

    YanıtlaSil
  18. Adsız3/10/2024

    Zaman ile ilgili düşündüm de... Gerçekten zaman ne.... 🌼Ben en iyisi düşünmeye devam edeyim... 🙂

    YanıtlaSil
  19. Mehtap Sever3/10/2024

    O az deyip önemsemediklerimiz gün gelir çok olur. Azın bereketi başka.Elinize sağlık:)

    YanıtlaSil
  20. Sebiha3/14/2024

    Vakit kıymetli değerini bilmek gerekir…

    YanıtlaSil
  21. Adsız3/14/2024

    Bir dakikanın kıymetini hep zarardan sonra farkediyoruz . Aslında başarılarımızda bir dakikanın içinde.Zamanı tekrar sorgulattınız bize . Teşekkürler

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

HAYAT BAZEN ZORDUR

Bir yaz günüydü Bünyamin gelecekteki eşi Ezgi’yle karşılaştığında. İkisi de bundan habersiz ortak bir arkadaşlarının doğum gününde tanışmıştı. Başta çok iyi anlaşamamışlardı ancak birbiryleriyle ala- kalı merak ettikleri şey çok fazlaydı. Yüzeysel bakıldığında birbir-lerine benzemiyor gibi görünseler de detayda uyumluydular. Ve pek de tesadüfi değil ki iki yıl sonra yine tanıştıkları yaz günü dünya evine girmişlerdi. Bünyamin evlenmeyi yuva kurmayı çok isteyen bir genç adamdı. Ezgi’yle zıtlıklarından gelen uyum onu hep çok heyecanlandırmıştı. Onunla evlenmek Bünyamin için hayatında eksik olan heyecanı ve neşeyi getirecekti. Nitekim öyle de oldu. Birlikte geçen çok güzel bir üç yılın ardından bir bebek bekliyorlardı. Bünyamin hayatındaki her şeyin gerçek olamayacak kadar güzel olduğunu düşünüyordu. Oysa yine bir yaz günü işten kovulana dek… Bünyamin küçük çaplı bir patron şirketinin iç satışında Sezgin ile çalışıyordu. Sezgin ağzı iyi laf yapan çevresi geniş biriydi. 4 yıldır aynı eki...

MOR MENEKŞEM

Günün erken saatleriydi. İpek içindeki heyecanı fazla göstermemeye çalışarak okulu için bir sınava gitmesi gerektiğini söyledi anne babasına. Güzel bir fakültenin hazırlık sınıfında okuyan henüz on dokuz yaşında, içi umutla dolu pırıl pırıl bir genç kızdı. Annesinin “Mor Menekşem” diye sevdiği bembeyaz teni, derin bakan kahverengi gözleri ve minicik biçimli bir yüzü vardı.   Yumuşacık uzun gür saçlarını arkaya savurarak “Ben ufak bir kahvaltı hazırlayıp erkenden kaçayım.” diyerek lafları ağzında yuvarladı. Biraz gizemliydi. Ancak o sabah pek bir şey anlatacağa da benzemiyordu. “Sınav saatinden önce yerimde olmak istiyorum” diye sözlerine ilave etti. Babası kendisini sınav salonuna götürebileceğini söylese de her işini kendi halletmeye alışmış olan İpek “Siz pazar keyfi yapın; ben rahatça gidebilirim merak etmeyin” diyerek evden çıktı.   İpek ailede üç kardeşin en küçüğü; tabiri yerindeyse ailenin tekne kazıntısıydı. Evin en küçüğü olarak hep kapıyı açan, bakkala ekme...

BU BAYRAM

  Yaz gelmiş, İstanbul’da nem kendini göstermeye başlamıştı. Hülya bir taraftan evini toparlıyor, bir taraftan da alnından şakaklarına akan terleri siliyordu. Kendi gibi zihni de telaşlıydı. Kurban Bayramı için ne yapacağını düşünüyordu. Bir an durup, lacivert ve vizon döşediği evini keyifle süzdü. Evet, her şey yerli yerindeydi. Peki hayatındaki her şey de yerli yerinde miydi? Öyle düşünceye dalmıştı ki telefonun sesiyle irkildi. Arayan babası Ali beydi. Kızıyla hâl hatır ettikten sonra bayram için ne yapacaklarını sordu. Hülya henüz karar vermediklerini, ama Bodrum ya da Silivri’de olacaklarını söyledi. Ali bey; -         Biz annenle Silivri’ye geçeceğiz. Keşke siz de bizimle olsanız. Eski günlerde ki gibi ailece bayram yapsak. Yavrum biz bugün varız, yarın yokuz. Annenin de aklı gidip geliyor. Birlikte vakit geçirsek olmaz mı? Hülya telefonu kapatırken iyice kafası karıştı. Yaşlandıklarını ve kendilerine ihtiyaçları olduğunu düşündü. Al...