Yaz gelmiş, İstanbul’da nem kendini göstermeye başlamıştı. Hülya bir taraftan evini toparlıyor, bir taraftan da alnından şakaklarına akan terleri siliyordu. Kendi gibi zihni de telaşlıydı. Kurban Bayramı için ne yapacağını düşünüyordu. Bir an durup, lacivert ve vizon döşediği evini keyifle süzdü. Evet, her şey yerli yerindeydi. Peki hayatındaki her şey de yerli yerinde miydi? Öyle düşünceye dalmıştı ki telefonun sesiyle irkildi. Arayan babası Ali beydi. Kızıyla hâl hatır ettikten sonra bayram için ne yapacaklarını sordu. Hülya henüz karar vermediklerini, ama Bodrum ya da Silivri’de olacaklarını söyledi. Ali bey; - Biz annenle Silivri’ye geçeceğiz. Keşke siz de bizimle olsanız. Eski günlerde ki gibi ailece bayram yapsak. Yavrum biz bugün varız, yarın yokuz. Annenin de aklı gidip geliyor. Birlikte vakit geçirsek olmaz mı? Hülya telefonu kapatırken iyice kafası karıştı. Yaşlandıklarını ve kendilerine ihtiyaçları olduğunu düşündü. Al...
Yaaa. Ne kadar doğru.. Eşlerin birbirlerinin nazını çekmesi, insanı hem güçlendirir hem olgunluk katar...
YanıtlaSilgerçeğin tadı neyle yarışabilir ki... Ama almayan bilemez onu. O yüzden sahtede dolaşır da dolaşır
YanıtlaSilŞifanın saklı olduğu yerler… :)
YanıtlaSilŞimdilerde herşey rafine olduğu için, gerçek ilişkiler anormal karşılanıyor..
YanıtlaSilŞimdilerde herşey rafine olduğu için gerçek ilişkiler anormal olmuş 😞
YanıtlaSilAcısıyla Tatlısıyla diyorlar ama hep tatlısını yemek isteyip acısını reddediyorlar. Kim bunlar? İnsanlar :)
YanıtlaSilŞifa nerelere gizlenmiş.
YanıtlaSil🌸
YanıtlaSilElinize sağlık 🌷
YanıtlaSilRafine ilişkiler, rafine hayatlar son yılların en büyük sorunu.🌻
YanıtlaSilKaleminize sağlık 🌸
YanıtlaSil