Ana içeriğe atla

NASIL BAŞARIYORSUN?

 

Sevda: Nasıl başarıyorsun?

Ayla: Neyi?

Sevda: Bugüne dek olmak istediğin ne varsa onu başardın. Ne yapmak istediysen onu yaptın. Mesela patron olmayı nasıl başardın? Veya ne olursa olsun mutlu olabilmeyi nasıl başarıyorsun?

Ayla hafif bir tebessüm edip nasıl cevap versem neresinden anlatmaya başlasam diye bir düşündü. Arkadaşı Sevda ona hep imrenirdi. Çünkü ona göre Ayla gerçekten kafasına koyduğunu yapan bir kadındı. Çocukluğundan beri kendi ayakları üzerinde durmaya çalışmış mücadeleci bir yapıya sahipti. Okuması için ona hiç kimse destek olmamasına rağmen kendisi okumak için çok mücadele etmişti. Fakat hayatında yaptığı bazı seçimler okumasına engel olmuştu. Aile hayatı sebebiyle çalışmak zorunda olduğundan da bir türlü üniversiteyi bitirememişti. Aslında hiçbir özel eğitim veya ders almadan bir üniversiteyi kazanmıştı. Ama çalışmak zorunda olduğu için açık öğretim okumak zorundaydı. Daha sonra geçirdiği rahatsızlıklar sebebiyle üniversiteye devam edememişti. Aslında iktisat alanında iyiydi ve finans sektöründe iyi bir yere gelmek istiyordu. Geçirdiği hastalık süresinde hayattaki planları da değişmişti.

16 yaşından beri çalışıyordu. Hep bir yerlerde personel olarak çalışmıştı. Liseyi de zaten dışarıdan yine kendi mücadelesiyle bitirmişti. Birçok işte çalışmıştı. Mağazalarda satış personeliydi. Giyim, kozmetik, ayakkabı, çanta bugüne dek çok çeşitli şeyler satmıştı. Markette kasiyerlik yapmış, kuru temizlemecide çalışmıştı. Gümüşçü, kuyumcu yanında da bulunmuştu. Hatta ve hatta bir dönem kıyma et bile satmış, bunlar gibi daha birçok iş yapmıştı. Çalıştığı yerlerde tuvaletleri temizlediği anlar da geldi gözünün önüne. Genç yaşından beri çalışmanın verdiği deneyimler onu marifetli yapmıştı.

Geçirdiği hastalıklardan sonra kendi işini yapmaya başlamıştı. Aslında çok az kazanca razı olarak girmişti bu işe. Yaptığı yatırım da çok düşüktü. Sermayesi bu işi beceremese bile kaybetmeye razı olduğu bir miktardı. Sonuçta ticarette risk almakta vardı. Basit bir iş yapmaya başlamıştı ama işine verdiği önem, değer ve titizlikle yaptığı yatırımı çok kısa sürede geri kazanmıştı. Ve böyle böyle işinde ilerlemişti. Çevresi de artık değişmiş sürekli iş sahibi insanlar, fabrika sahipleri, toptancılar olmaya başlamıştı. Çok güzel fikirleri vardı. Ticarette öngörü sahibiydi.

Yılların deneyimi ona çok şey katmıştı. Bu sebeple bazı sohbetlerde onun öngörüde bulunduğu şeylerin, tespitlerinin çok mantıklı olması, çalışkanlığı dikkat çekiyordu. Çok ortaklık teklifleri, iş teklifleri alıyordu ama kabul etmiyordu. Daha fazlasında gözü yoktu.

Şimdi 50 yaşında bekar bir kadındı. Ona göre bulunduğu yer ve koşullar ona yeterliydi.  

Sevda’nın sorduğu soruya cevap vermeden önce tüm bunlar, tüm hayatı bir anda gözünün önünden geçmişti. Çünkü Ayla patron olmak, iş sahibi olmak için yapmamıştı bunları. Amacı geçimini sağlamak ve mutlu olmaktı. Bugüne kadar da bunu başarmıştı.

Sonra Sevda’ ya döndü ve;

Ayla: Başarı sadece yaptıkların değildir. Bazen yapmadıklarındır. Yaptıklarım olduğu gibi yapmadıklarım da var. Başarı anlık veya kısa süreli bir şey değil. Şu an beni başarılı görüyorsun ama bunu sürdürüp sürdüremeyeceğimi bilmiyorsun. Sana göre başarılıyım çünkü geçmişten bugüne benim neler yaşadığımı biliyorsun. Maddi ve manevi anlamda nereden nereye geldiğimi… Ama ticaret yaptığım bazı insanlar da beni başarısız buluyor. Bazısı ‘’hala arabanı değiştiremedin mi? Bu kadar çalışıyorsun nerede hata yapıyorsun bir bak’’ diyor. Halbuki ben daha fazlasını istemiyorum. Daha fazlasını istemek demek daha çok çalışmak daha fazla stres olmak demek. O zaman sağlığımdan, hayatımdan daha fazla ticarete zaman ayırmak zorundayım demek. Ama ben bu hayata zengin olmaya gelmedim. Hayatta paradan daha değerli şeyler var. Ben gece başımı yastığa koyduğumda borcum var diye düşünmeden uyuyabiliyorum. Bazıları da ‘’ Valla helal olsun kadın halinle tek başına bu işi götürüyorsun. ALLAH nazardan saklasın ben seni bazen insanlara örnek gösteriyorum ‘’ diyor. İnsanların başarı anlayışları ne kadar farklı değil mi 😊

Hayatta her şeyin bir yöntemi olduğu gibi başarılı olmanın da yöntemleri var. En azından sen bunu sordun Sevda. Maalesef insanlar hiç deneyim transferi yapmadan deneme yanılma yöntemiyle başarılı olmaya çalışıyorlar.

Deneyimsel Tasarım Öğretisi Der ki; Hayatta insanın iki isteği vardır. Mutlu ve Başarılı olmak… Öyle ise Mutlu ve Başarılı olmanın stratejileri nelerdir?  

 

Yorumlar

  1. Adsız7/05/2024

    Başarı için hatırlattıklarınıza teşekkür ederiz

    YanıtlaSil
  2. Adsız7/05/2024

    Güzel anlatıldı teşekkürler ederim. Ayla güzel düşüncelerine katılıyorum başarı yaptıklarınla değil yapmadiklarinla da ilgilidir...

    YanıtlaSil
  3. Hüsna Şule A.7/05/2024

    Kaleminize sağlık 🌸 Beni nereye sürükleyeceğini bilmediğim akıcı bir yazı olmuş… Bir amaca, hedefe giderken başardıkların ve geride bıraktıkların vardır… İnşAllah mutlu ve başarılı olacağımız ve amacımıza hizmet eden isteklerimiz olur ☺️

    YanıtlaSil
  4. Adsız7/05/2024

    Herkes kendi penceresinden başarı ve mutluluk tanımı yapar…
    İnsanın kendi için başarı tanımı nedir bulması gerekir…

    YanıtlaSil
  5. Hayatta herkesin mutluluk ve başarı adına aktardığı seyler olur. Peki hangisini transfer edeceğiz. İyi, guzel, faydali olanları. Gerçek olanı... Günümüzde gerçek ve sahte bilgiyi ayrıstırmanın da stratejileri var.☺️

    YanıtlaSil
  6. Mükü7/05/2024

    Kalemine sağlık😊

    YanıtlaSil
  7. Adsız7/06/2024

    Daha fazlasında gözüm yok, zenginlik ölçüsü ve şu zamanda ne kadar çok ihtiyacımız olan bir bakış açısı.

    YanıtlaSil
  8. Adsız7/06/2024

    Başarı sadece yaptıklrınla değil yapamadıklarınlada olur bazen. Çok güzeldi kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
  9. Ya evet şu cümle çok duyulur oldu artık “ arabanı değiştirmiyor musun?” Çünkü parayı azıcık bulan hemen arabasını değiştiriyor yada ofisi yeniliyor. Çok doğru tespit olmuş👍🏼

    YanıtlaSil
  10. Bazen yapmadıklarımız da bizi başarıya götürür... Güzel bir hatırlatma emeğinize sağlık👏

    YanıtlaSil
  11. NerminSuYeldan7/09/2024

    Mutlu ve Başarılı olmak istemek için öğrenmek gerek bu yazıda da yeni öğrendiğimiz bir deneyim gibi öğrenerek ilerlemek Gerçeği öğrenerek yol almak gerek emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  12. Mükü7/13/2024

    Başarıyı bazen yapmadıklarımızdır🌸

    YanıtlaSil
  13. Adsız7/27/2024

    Ellerinize sağlık 🌸

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

HAYAT BAZEN ZORDUR

Bir yaz günüydü Bünyamin gelecekteki eşi Ezgi’yle karşılaştığında. İkisi de bundan habersiz ortak bir arkadaşlarının doğum gününde tanışmıştı. Başta çok iyi anlaşamamışlardı ancak birbiryleriyle ala- kalı merak ettikleri şey çok fazlaydı. Yüzeysel bakıldığında birbir-lerine benzemiyor gibi görünseler de detayda uyumluydular. Ve pek de tesadüfi değil ki iki yıl sonra yine tanıştıkları yaz günü dünya evine girmişlerdi. Bünyamin evlenmeyi yuva kurmayı çok isteyen bir genç adamdı. Ezgi’yle zıtlıklarından gelen uyum onu hep çok heyecanlandırmıştı. Onunla evlenmek Bünyamin için hayatında eksik olan heyecanı ve neşeyi getirecekti. Nitekim öyle de oldu. Birlikte geçen çok güzel bir üç yılın ardından bir bebek bekliyorlardı. Bünyamin hayatındaki her şeyin gerçek olamayacak kadar güzel olduğunu düşünüyordu. Oysa yine bir yaz günü işten kovulana dek… Bünyamin küçük çaplı bir patron şirketinin iç satışında Sezgin ile çalışıyordu. Sezgin ağzı iyi laf yapan çevresi geniş biriydi. 4 yıldır aynı eki...

MOR MENEKŞEM

Günün erken saatleriydi. İpek içindeki heyecanı fazla göstermemeye çalışarak okulu için bir sınava gitmesi gerektiğini söyledi anne babasına. Güzel bir fakültenin hazırlık sınıfında okuyan henüz on dokuz yaşında, içi umutla dolu pırıl pırıl bir genç kızdı. Annesinin “Mor Menekşem” diye sevdiği bembeyaz teni, derin bakan kahverengi gözleri ve minicik biçimli bir yüzü vardı.   Yumuşacık uzun gür saçlarını arkaya savurarak “Ben ufak bir kahvaltı hazırlayıp erkenden kaçayım.” diyerek lafları ağzında yuvarladı. Biraz gizemliydi. Ancak o sabah pek bir şey anlatacağa da benzemiyordu. “Sınav saatinden önce yerimde olmak istiyorum” diye sözlerine ilave etti. Babası kendisini sınav salonuna götürebileceğini söylese de her işini kendi halletmeye alışmış olan İpek “Siz pazar keyfi yapın; ben rahatça gidebilirim merak etmeyin” diyerek evden çıktı.   İpek ailede üç kardeşin en küçüğü; tabiri yerindeyse ailenin tekne kazıntısıydı. Evin en küçüğü olarak hep kapıyı açan, bakkala ekme...

BU BAYRAM

  Yaz gelmiş, İstanbul’da nem kendini göstermeye başlamıştı. Hülya bir taraftan evini toparlıyor, bir taraftan da alnından şakaklarına akan terleri siliyordu. Kendi gibi zihni de telaşlıydı. Kurban Bayramı için ne yapacağını düşünüyordu. Bir an durup, lacivert ve vizon döşediği evini keyifle süzdü. Evet, her şey yerli yerindeydi. Peki hayatındaki her şey de yerli yerinde miydi? Öyle düşünceye dalmıştı ki telefonun sesiyle irkildi. Arayan babası Ali beydi. Kızıyla hâl hatır ettikten sonra bayram için ne yapacaklarını sordu. Hülya henüz karar vermediklerini, ama Bodrum ya da Silivri’de olacaklarını söyledi. Ali bey; -         Biz annenle Silivri’ye geçeceğiz. Keşke siz de bizimle olsanız. Eski günlerde ki gibi ailece bayram yapsak. Yavrum biz bugün varız, yarın yokuz. Annenin de aklı gidip geliyor. Birlikte vakit geçirsek olmaz mı? Hülya telefonu kapatırken iyice kafası karıştı. Yaşlandıklarını ve kendilerine ihtiyaçları olduğunu düşündü. Al...