Ana içeriğe atla

Her Teklif Bir Fırsat Mıdır?


Mehmet, ellerini ceplerinden çıkarıp tedirgin bir şekilde bakıyordu. Sekreter kızın ismini söylemesiyle irkilmiş, istemsizce ellerini havaya kaldırmıştı. Görüşmeye girerken bu işi ne kadar çok istediği aklında dolanıp duruyordu. Ayakları ise tam tersine içeri girmek istemiyor geri geri gidiyordu.  O sırada birden gözünün önüne Süreyya geldi. 

Üniversitede onu ilk gördüğü zamanı hatırladı. Onu ikna etmek için ne çok uğraşmıştı. Nihayet okuldan mezun olmuşlar ve kavuşma hayallerine bir adım kalmıştı. Şimdi ise daha çok yaklaşmak için iş görüşmesine gelmişti. Bu ilk deneyimiydi, nasıl davranılır bilmiyordu. Bu nedenle çok heyecanlıydı. Fakat en büyük motivasyonu Süreyya’ydı. Elinden geleni yapacak bu işi ne yapıp ne edip alacaktı. Mülakata o kadar istekli girmişti ki müdür çok etkilenmiş ve onu işe almıştı. Şirketten dışarı çıkarken işe alınmanın sevincini ve gösterdiği başarının gururunu yaşıyordu. Bahçede derin bir nefes aldı, sonra elleri telefona gitti. En az onun kadar heyecanla haber bekleyen biri daha vardı. Süreyya’ya olanları anlatırken kalbinde taşıdığı yükler azalıyor her adımda hafiflediğini hissediyordu.  

Artık düğün hazırlıklarına başlayabilirdi. İçi içine sığmıyordu. Bir yıl sonra Süreyya’yı istemeye giderken aynı heyecanla koyuldu yola. Elinde özenle hazırlattığı buketi ona uzatırken gözlerindeki parıltıyı görmüş yeni bir başlangıca birlikte yol almışlardı.  Sade bir şekilde başlayan bu yolculuk sade bir şekilde de devam ediyordu. 

Mehmet, girdiği işten yıllar geçse de ayrılmamıştı. Eski günlerin hatırını hiç unutmamış yeni gelen teklifleri hiç değerlendirmemişti. O iş yeri ona iyi geliyordu. O tecrübesiz ama heyecanlı genci işe alırken gösterdikleri tavrı, o da yıllar geçtikçe onlara göstermişti. 

Vefa yapılan iyiliği unutmamaktı… O da unutmamıştı.  

Yıllar geçerken onun hayatında da değişen şeyler olmuştu. Saçlarına aklar, yüzüne de kırışıklıklar yerleşmiş bu sırada üç çocuğu olmuştu. Süreyya da ilk çocuktan sonra işi bırakıp çocuklarını kendisi büyütmüştü.  Hepsi üniversiteyi bitirmiş kendi hayatlarını kurmayı planlıyorlardı artık.  

Mehmet ise bugün ayrı bir sevinç içindeydi. Oturduğu süslü sandalyede yeni bir gururla sırasının gelmesini bekliyordu. Bu sırada hayatı gözlerinin önünden film şeridi gibi geçiyor, 30 yılın bu kadar çabuk geçtiğine inanamıyordu. Bugün 30. yıl plaketini alacaktı. Bu sevinci tabi ki hayat arkadaşı Süreyya da yanında olarak paylaşmak istemişti. Dinlenme vaktinin geldiğini düşünüyor birlikte tatil planları yapıyorlardı. Fakat plaketi alırken sürpriz bir teklif aldı. Bulunduğu konumdan çok yüksek bir pozisyonda iş teklifi yapmışlardı. 


Şimdi Mehmet Bey ne yapsın? 

İş teklifini kabul edip daha iyi bir gelir ile mi yaşasın? Yoksa otuz yılın yorgunluğunu mu atsın? Süreyya’sı ile şehirden uzak rahat bir hayat mı sürsün? Yoksa onu lüks yaşatacak parayı mı kazansın?

İnsanın hayatında karar vermekte zorlandığı zamanlar olur. Kavşakta beklediği ve ne yöne gitsem diye bir türlü karar veremediği zamanlar…

Bu taraftan mı gideyim öteki taraftan mı gideyim, diye düşünüp durduğu uykusuz geceler…. 

Kalbinin sıkıştığı nefes almak için pencereyi açıp rahatlamaya çalıştığın derin nefesler… 

Hata yapmamak için danıştığın ama kalbinin bir türlü huzur bulmadığı anlar…

Mehmet Bey’de tam bu kavşağın başında öylece kalakalmıştı. Bu yolların doğrusu hangisiydi? En önemlisi onu mutluluğa götürecek yol neydi? 

Yeni bir kariyer, yüksek bir gelir insanı mutlu edebilir miydi? Belki çevreleri, yaşadıkları ev, alışkanlıkları, gittikleri restoranlar değişecekti. Peki, İnsanlar gelirleri arttığında mı mutlu olurdu?  

İnsanın mutluluğu imkân artırması ile değişir miydi? 

Bu kariyerin ve gelirin de ondan bir beklentisi vardı tabi ki. Sorumlulukları artacak ve işten daha geç çıkması gerekecekti. Bu da ailesini ihmal edeceği yeni bir yaşam sitili demekti.  O zaman bu seçim aile ile kariyer arasında mı olacaktı? Yoksa yaşam sitili ve aile arasında mı?

Mehmet Bey heyecanla girdiği bu kapıdan kafasında düşünceler, bir elinde plaketi diğer elinde sevdiğinin eli sessizce çıktı…

Deneyimsel Öğreti der ki; Her karar mutlaka bir vazgeçiştir. İnsan ömrü boyunca mutlu ve başarılı olmak ister. Bunun için fırsat kollar. Farklı farklı şeyleri kendine fırsat bilir. Bazen insan elinin altındaki fırsatların farkına varamaz. Bazen fırsat zannettiklerinin fırsat olmadığını bilmez.  

Fırsatlar ne zaman insanın ayağına gelir? 

İnsan ne için kararsız kalır?

Peki, karar alırken insan neye bakmalı?

Gerçekten her teklif fırsat mıdır?

Yorumlar

  1. İnsanların hayatında dönüm noktaları vardır. Tam da ihtiyacım olan bir anda okudum. Teşekkürler…

    YanıtlaSil
  2. Çalışarak , kazanarak güzel yerlerde olabiliriz. İşimizi severek ve benimseyerek yaparsak mutlaka iyi konumlarda başarılı oluruz. Mutluluk için sevgi saygı çok önemlidir. Günü geldiği zaman işimizi de bırakmayı öğrenmeliyiz.Hırs ve para mutluluğumuzu artırmaz . Herşey zamanında ve kararında olursa güzel olur.

    YanıtlaSil
  3. Hayatıma dokunan bir yazı okudum.. ne güzel yazılmış…

    YanıtlaSil
  4. Emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  5. Her teklif fırsat mıdır? zannettiğimiz gibi. Kaleminize sağlık

    YanıtlaSil
  6. Fırsatlar ne zaman insanın ayağına gelir?
    İnsan ne için kararsız kalır?
    Peki, karar alırken insan neye bakmalı?
    Gerçekten her teklif fırsat mıdır?

    İnsanın hayatında karar süreçleri o kadar önemli ki...tüm hayatını kapsayacak ve diğer ilişkilerine sirayet edecek nitelikte...doğru ve güzel kararlar alabilmek için iyi varsın Deneyimsel Tasarım Öğretisi...emeklerinize sağlik.

    YanıtlaSil
  7. Çok düşünmemi sağlayan bir yazı

    YanıtlaSil
  8. 2 istek arasında kaldığımızda şimdi insan neyi seçmeli? :)

    YanıtlaSil
  9. Kararımı seçtim
    Nelerden vazgeçtim neler istiyorum.
    Karar anında geleceğe köprü kur
    Birden fazla sebep bul kendine. Nedenlerinin avantajı olsun. Çoooook gündemde olan bir sorunu dile getirdiğiniz için teşekkürler 🌹

    YanıtlaSil
  10. Aynadaki kişi ... tercihlerini doğru yap .....tüm güzel yazılarınız için çok teşekkürler sebebimi öğrenmede her gün biraz daha ileriye sizinle özlem seyhan

    YanıtlaSil
  11. Yüreğinize sağlık ne güzel bir öykü 🍃Doğru seçimler yapabilmek dileğiyle💐

    YanıtlaSil
  12. Teklifleri o konudan ziyade hayatımızın geneline göre değerlendirmeyi öğretiyor...

    YanıtlaSil
  13. Her teklif bir fırsat değilmiş…

    YanıtlaSil
  14. Tam da çok önemli bir karar aşamasındayken karşıma çıkan Deneyimsel öğreti...her teklifin aynı kazancı getirmediğini öğretti...teşekkürler.

    YanıtlaSil
  15. Fırsat gibi görünen ancak sonrasında bize zarar verebilecek tekliflere ''Hayır'' diyebilmek ümidiyle. Emeğinize sağlık..

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hangi Taraftasın?

Bu Taraf… Alışveriş üzerine alışveriş içerisinde, Oradan oraya git gel, Olmadı sanal alemde mağazaları dolaş dur, Bir tıkla sipariş ver,  Al, al, al ama doyma…   Yeni yıl geliyorrrr… Ne kadar da güzel bir zaman… Süsleyelim evlerimizi, bahçemizi, ah bir de kapımızı, Yılbaşı ağacı olmadan olmaz, Üzerinde en güzel süslemelerle… Sokaklar da süslensin, meydanlar, alışveriş merkezleri… Her yer ışıl ışıl olsun,  Sonra bol bol fotoğraflarımız olsun, Her birinde gülümseyen yüzlerimizle pozlar verelim,  Çok önemsediğimiz anılarımıza bir yenisini ekleyelim… Arka fonlara en süslü olanı seçelim… Aaa hediyeler… Onları unutmak olur mu?  Hepsini süslediğimiz ağacın altına dizelim…  En güzel paketleri yaptıralım.  Veee heyecanlı bir bekleyişten sonra,  Yeni yıl sabahı hepsini açalım… Mutlu olalım, hep mutlu…   O akşam evde mi olsak, dışarıda mı? Sonuçta yılın en önemli akşamı,  Çok özel olmalı her şey…  Belki evde kutlanır, sofrada her çeşit meze ve...

HAYAT BAZEN ZORDUR

Bir yaz günüydü Bünyamin gelecekteki eşi Ezgi’yle karşılaştığında. İkisi de bundan habersiz ortak bir arkadaşlarının doğum gününde tanışmıştı. Başta çok iyi anlaşamamışlardı ancak birbiryleriyle ala- kalı merak ettikleri şey çok fazlaydı. Yüzeysel bakıldığında birbir-lerine benzemiyor gibi görünseler de detayda uyumluydular. Ve pek de tesadüfi değil ki iki yıl sonra yine tanıştıkları yaz günü dünya evine girmişlerdi. Bünyamin evlenmeyi yuva kurmayı çok isteyen bir genç adamdı. Ezgi’yle zıtlıklarından gelen uyum onu hep çok heyecanlandırmıştı. Onunla evlenmek Bünyamin için hayatında eksik olan heyecanı ve neşeyi getirecekti. Nitekim öyle de oldu. Birlikte geçen çok güzel bir üç yılın ardından bir bebek bekliyorlardı. Bünyamin hayatındaki her şeyin gerçek olamayacak kadar güzel olduğunu düşünüyordu. Oysa yine bir yaz günü işten kovulana dek… Bünyamin küçük çaplı bir patron şirketinin iç satışında Sezgin ile çalışıyordu. Sezgin ağzı iyi laf yapan çevresi geniş biriydi. 4 yıldır aynı eki...

HAYELLER, GERÇEKLER, YENİDEN BAŞLAMAK

Bir gün güzel bir gelin olup sevdiği insanla mutlu bir yuva kurmak herkes gibi Zeynep’in de hayaliydi. Hayal ettiği gelinliği milyonlarca kez giymiş ve düğününde dans etmişti.  Nihayet o gün gelmişti.  En yakın arkadaşıyla evlenmenin heyecanı içindeydi. Düğün hazırlıkları hızla sürerken, sıra gelinlik seçmeye geldi. Nişanlısıyla birlikte şehrin en şık gelinlik mağazasına girdiler. Mert, “Hangisini istersen seç,” dedi. Zeynep, kendisine en çok yakışanı bulmaya çalışıyordu. Tek tek tüm gelinlikleri denedi. Sonunda, üst kısmı zarifçe vücudunu saran, altı geniş ve kloş, uzun kuyruklu, dantelli bir gelinlik seçti. İçini kaplayan mutlulukla, hayatının hep bu güzellikte geçmesini diliyordu içinden… "Hayallerim Gerçek Oldu" Derken... Ama gerçekler böyle değildi. Hayatın gerçeklerini fark etmesi bir yılını almıştı. Sonsuza kadar süreceğini zannettiği mutluluğu çok kısa sürmüştü. Hayal ettiği hayattan bambaşka bir hayat onu bekliyormuş aslında. Kendisi mühendis olmasına rağmen iş...