Ana içeriğe atla

Döngü


Her şey başladığı yere geri dönüyor….

Son ışık da terk ederken odayı sadece pencerenin önü aydınlık kalmıştı. Sema her fırsat bulduğunda akşamüstü pencere önüne oturur, güneşin batışını izlerdi. Günün en sevdiği saatiydi. Sarı ışıkların azalıp gökyüzünün turuncu tonları ile kızıllaşmasına hayrandı. Pembelerle turuncular dans eder gibi gelirdi ona. Sonra aralara karışan açık morlar ile yavaş yavaş gün örtüsüne bürünecekti. Karanlık artarken bir gün daha bitmiş olacaktı. Birazdan evlerin ışıkları da yanmaya başlardı tek tek, o zaman farklı bir manzara oluşurdu sokakta. 


Her günbatımı çok romantikti. Bu kadar değişimi bir arada görmek çok etkileyiciydi onun için. Hiç kaçırmak istemezdi o yüzden bu anları. O eşsiz manzaradan sonra karanlık bastıracak, karanlığın arkasından yeni bir gün başlayacaktı. Biri biterken diğeri başlıyordu, her bitişin yeni bir başlangıcı olduğu gibi.

Hiç durmuyordu dünya. Sanki çok önemli bir vazifeyi yerine getirir gibi aynı istikrarla dönüyordu. Döndükçe geceyi gündüze, gündüzü geceye katıyordu. Gün biterken karanlığı süsleyen yıldızlar, gökyüzünde yerini alırdı. Işıl ışıl olurdu gökyüzü. Hele bir de ay varsa, bakmaya doyulmazdı. Sürekli değişen güzelliklerle doluydu yeryüzü ve gökyüzü. Ne müthiş bir sunumdu bu. 

Gün batımı, gün doğumu ayrı ayrı güzellikteydi.  İkisini de izlerken ayrı bir tat alırdı Sema. İkisinin yer değiştirmesini izlerken küçükken oynadıkları oyunlar aklına gelirdi.  Saklambaç oyunu gibiydi onun için bu. Güneş sanki geceleri başka ülkelere saklanıyordu. Gündüzleri sobelenip çıkardı saklandığı yerden. Perdeleri açılırdı yeni günün.  

Bu düşüncelerin arasından içinden “Durmak yok hiçbir yerde, sürekli bir değişim ve dönüşüm var.” diye geçirdi. Ağaçlar da öyle değil miydi? Önce dallarından bin bir renkte çiçekler açar, sonra kurumuş bir oduna dönerdi. Bahar gelince bir bakmışsın o kuru dal yeniden yeşermiş tüm güzelliğiyle etrafı süslüyordu. Bir döngü vardı her şeyde. Her şey başladığı noktaya geri dönerdi. Halden hale geçerek değişerek biterdi ve yeni bir sayfa açılırdı hayatında. 

Mutlaka doğardı güneş. Saklandığı yerden yüzünü tekrar ışıl ışıl gösterirdi. Ama güneşin doğması için önce karanlık olmalıydı. Karanlık için de aydınlık…

Tıpkı insan hayatı gibi. İnsanda hayata gözlerini açtığından itibaren ne kadar çok değişim ve dönüşüm geçiriyordu. Bebeklik, çocukluk, gençlik, yaşlılık derken değişiyor, halden hale dönüyordu. Hayatındaki olaylarda böyleydi. Bir ilişki de başladığı gibi kalmaz halden hale geçerdi.  

Sema, insanın da mutlaka iyi ve kötü, zor ve kolay günleri olduğundan emindi. Her öyküde bunu görmüştü. O zaman, eğer insan karanlığını doğru yönetebilirse döngüde bir üste çıkabilirdi. Peki nasıl yönetecekti bu durumu? İnsan karanlıktan aydınlığa ne olursa olsun mutlaka dönebilir.  

Bir müddet arkadaşlarını, işini, ilişkilerini düşündü. Bazı ilişkiler vardı ki çok heyecanla başlamış ve  sonrasında ise hüsranla bitmişti. Demek ki döngüde ya aşağı düşebiliriz ya da yukarı çıkabiliriz. Peki kupkuru bir ağacın yeniden çiçek açtığına şahit olmamış mıydı? Onu da yaşamıştı. Hayat ne ilginç diye düşündü. Bir gün batımı onu nerelere götürmüştü… 

Peki hayat bizi bu döngünün içine soktuğunda biz ne yapıyoruz? Karanlığı aydınlığa, kurumuş odunu yeşermiş ağaca çevirebiliyor muyuz?  


Deneyimsel Tasarım Öğretisi der ki ‘Her şey başladığı yere geri döner’. Mesele halden hale nasıl dönüştüğündür. Dününe göre daha iyi, daha güçlü, daha başarılı, daha mutlu musun? Yoksa aynı problemlerin içinde daha geriye mi düştün? 

Yorumlar

  1. Donusebilmek niyetiyle…

    YanıtlaSil
  2. Kavşakları gerçeklikle en doğru kararlarla geride bırakalım inşALLAH...

    YanıtlaSil
  3. Cok güzel bir yazı olmuş, ellerinize sağlık. “Her şey başladığı yere geri döner”

    YanıtlaSil
  4. Çok güzel anlatıldı. Mutlaka doğardı güneş. Saklandığı yerden yüzünü tekrar ışıl ışıl gösterirdi. Ama güneşin doğması için önce karanlık olmalıydı. Karanlık için de aydınlık…Deneyimsel tasari ogetisi güzel anlatı....

    YanıtlaSil
  5. Herşeyin başlangıç ve bitişi var ve ilerliyor yerinde durmuyor…çok güzel anlatım….bu döngülerin güzelliklerini görmek ve heyecan duymak sanırım en güzel yanı…bitişlerin hüznü ve yeni başlangıçların tatlı telaşı bir arada ve yaşamın her noktasında bir yukardayız ve bir aşağıda…kaleminize sağlık🫶

    YanıtlaSil
  6. Dününe göre iyi olabilmek gayretiyle. Emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  7. Her insan bazı döngülerden geçiyor mühim olan yaşadığımız durumlarda gösterdiğimiz tutum ve davranışları yönetebilecek olmamız.Olayları sonuç odaklı deyil çözüm odaklı bir bakış açısıyla görebilirsek hayatımız daha olumlu şekil alıyor.

    YanıtlaSil
  8. Kıymetli bir dostum bana "Sen hazır olunca,bilgi sana gelecektir "demişti.Çok gecmeden bir vesile ile Deneyimsel Tasarım Öğretisiyle tanıştım. Bircok biliyorum dediğim şeylerin, gerçek anlamıyla ne demek olduklarını şimdi daha iyi anlıyorum. Benim için DTÖ ; Kendimin de ne tip bir insan olduğunu ve kendime hiç sormadığım,sormak için bile vakit harcamadigim, harcasam bile cevabını bulmaya çalışmadan birçok defa vazgeçişim olduğunu farketmeme yol açan bir yasam şekli.Yol haritam ...

    YanıtlaSil
  9. Hayat mucizelerle doludur. Allah herşeyi en güzel şekilde yaratmış. Dünya varolduğu sürece insanoğlu iyiyi güzeli doğruyu inanç ve imanı seçerse hayatı da doğru ve güzel olur.

    YanıtlaSil
  10. Emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  11. Bu da geçer ya Hu diyerek yolumuza devam edeceğiz. Çok teşekkür ederim bu yazıyı okuma fırsatı verdiğiniz için.

    YanıtlaSil
  12. İnşallah karanlığımızdan gerçek aydınlığımıza çıkabilme niyetiyle… emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  13. Emeğinize sağlık çok güzel bir yazı

    YanıtlaSil
  14. Her bitişin yeni bir başlangıç olduğunu farketmek ümit verici. Teşekkürler…

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deneyimsel Öğreti ''Mesele halden hale nasıl dönüştüğündür'', der. N e güzel, ne kadar fayda içeren bir cümle.
      Yeni başlangıçlarda nasıl dönüşeceğimizi bilmek ümidiyle. Kaleminize sağlık...

      Sil
  15. Yoksa aynı problemlerin içinde daha geriye mi düştün?
    Bugünün, dünden daha iyimi?
    Nerdeydin? Şuan ki aklınla nerdesin? Nereye doğru gidiyorsun?
    DENGE

    YanıtlaSil
  16. Her paylaştığınız paragrafta kendime bir pay çıkarmaya çalışıyorum iyiye daha iyiye gitmek ve iyi bir birey olmaya gayret ediyorum bu dersleri aldığım Aytül hocama ne kadar teşekkür etsem az bana kattığı tüm güzellikler için sonsuz teşekkürler

    YanıtlaSil
  17. Gerçekten her şeyin bir döngü olduğunu fark etmek, insanda neler düşündürüyor. Yüreğinize sağlık.

    YanıtlaSil
  18. Peki hayat bizi bu döngünün içine soktuğunda biz ne yapıyoruz? Karanlığı aydınlığa, kurumuş odunu yeşermiş ağaca çevirebiliyor muyuz? Bunu başaracağımız an itibari ile çok mutlu olucaz 🙏🏻 ağzınıza sağlık hocam.

    YanıtlaSil
  19. Aynur yenice

    YanıtlaSil
  20. Her dönüşum hayırimiza olsun insAllah

    YanıtlaSil
  21. Akıcı ve güzel bir anlatım olmuş. Bir ek ifade daha güzel sonuç cümlesi oluşturur. "İnsanoğlu, yeryüzünde var olduğundan beri,

    En büyük dostu ve düşmanı hiç değişmedi.

    Aynadaki kişi...

    En büyük dostundan hiç ayrılma (Allah En Büyüktür ve Gerçek Dosttur) ve ona inananlar ile birlikteliğin sonucunda neler yapabileceğini keşfet!"

    YanıtlaSil
  22. "Her şey başladığı yere dönüyor" değişime engel olamıyoruz. Bununla birlikte dönüşüm hedeflerimiz doğrultusunda bizim dizayn edeceğimiz bir süreç. Başladığımız yeri bilirsek.... Şükürler olsun. Kaleminize sağlık🌹

    YanıtlaSil
  23. Her bitişin yeni başlangıçlara yol açtığı farkında olduğumuz günler yaşayalım sağ olun var olun inşallah özlem seyhan

    YanıtlaSil
  24. Hayatın bir başlangıcı ve bir de sonu var. İyi bir anlatım..

    YanıtlaSil
  25. Ellerinize sağlık:)

    YanıtlaSil
  26. Ellerinize sağlık

    YanıtlaSil
  27. Düşünmeyi hiç bırakmamak niyetiyle inşallah emeğinize saglik

    YanıtlaSil
  28. Umarım doğru yere doğru dönüşümdeyizdir…Emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  29. Dönüşüm için çabalamak...Niyetiyle...Emeğinize sağlık...

    YanıtlaSil
  30. Yaratılmış her şey insana umut olsun diye verilmiş sanki...ne mutlu

    YanıtlaSil
  31. Kaleminize sağlık. Umut verici ve düşündürücü bir yazı

    YanıtlaSil
  32. Kötülükleri iyiliklere çevirebilecek hak edişlerimizin olması dileğiyle...

    YanıtlaSil
  33. İyiye doğru dönüşmek ümidiyle

    YanıtlaSil
  34. Adsız1/07/2024

    Umarım iyiye doğru dönüşebilmek dileğiyle

    YanıtlaSil
  35. Adsız2/02/2024

    Yine çok güzel bir yazı olmuş kaleminize yüreğinize sağlık

    YanıtlaSil
  36. Adsız4/01/2024

    Her şey başladığı yere geri dönerse döndüğünde nasılsın?

    YanıtlaSil
  37. O yüzdendir ki insanın şu anki haline aldanmamak lazım. Aslolan neye dönüştüğüdür. Herkesin kendi ve çevresi için daha olumluya döndüğü bir hayatı olur inşALLAH. Elinize sağlık...

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

HAYAT BAZEN ZORDUR

Bir yaz günüydü Bünyamin gelecekteki eşi Ezgi’yle karşılaştığında. İkisi de bundan habersiz ortak bir arkadaşlarının doğum gününde tanışmıştı. Başta çok iyi anlaşamamışlardı ancak birbiryleriyle ala- kalı merak ettikleri şey çok fazlaydı. Yüzeysel bakıldığında birbir-lerine benzemiyor gibi görünseler de detayda uyumluydular. Ve pek de tesadüfi değil ki iki yıl sonra yine tanıştıkları yaz günü dünya evine girmişlerdi. Bünyamin evlenmeyi yuva kurmayı çok isteyen bir genç adamdı. Ezgi’yle zıtlıklarından gelen uyum onu hep çok heyecanlandırmıştı. Onunla evlenmek Bünyamin için hayatında eksik olan heyecanı ve neşeyi getirecekti. Nitekim öyle de oldu. Birlikte geçen çok güzel bir üç yılın ardından bir bebek bekliyorlardı. Bünyamin hayatındaki her şeyin gerçek olamayacak kadar güzel olduğunu düşünüyordu. Oysa yine bir yaz günü işten kovulana dek… Bünyamin küçük çaplı bir patron şirketinin iç satışında Sezgin ile çalışıyordu. Sezgin ağzı iyi laf yapan çevresi geniş biriydi. 4 yıldır aynı eki...

MOR MENEKŞEM

Günün erken saatleriydi. İpek içindeki heyecanı fazla göstermemeye çalışarak okulu için bir sınava gitmesi gerektiğini söyledi anne babasına. Güzel bir fakültenin hazırlık sınıfında okuyan henüz on dokuz yaşında, içi umutla dolu pırıl pırıl bir genç kızdı. Annesinin “Mor Menekşem” diye sevdiği bembeyaz teni, derin bakan kahverengi gözleri ve minicik biçimli bir yüzü vardı.   Yumuşacık uzun gür saçlarını arkaya savurarak “Ben ufak bir kahvaltı hazırlayıp erkenden kaçayım.” diyerek lafları ağzında yuvarladı. Biraz gizemliydi. Ancak o sabah pek bir şey anlatacağa da benzemiyordu. “Sınav saatinden önce yerimde olmak istiyorum” diye sözlerine ilave etti. Babası kendisini sınav salonuna götürebileceğini söylese de her işini kendi halletmeye alışmış olan İpek “Siz pazar keyfi yapın; ben rahatça gidebilirim merak etmeyin” diyerek evden çıktı.   İpek ailede üç kardeşin en küçüğü; tabiri yerindeyse ailenin tekne kazıntısıydı. Evin en küçüğü olarak hep kapıyı açan, bakkala ekme...

BU BAYRAM

  Yaz gelmiş, İstanbul’da nem kendini göstermeye başlamıştı. Hülya bir taraftan evini toparlıyor, bir taraftan da alnından şakaklarına akan terleri siliyordu. Kendi gibi zihni de telaşlıydı. Kurban Bayramı için ne yapacağını düşünüyordu. Bir an durup, lacivert ve vizon döşediği evini keyifle süzdü. Evet, her şey yerli yerindeydi. Peki hayatındaki her şey de yerli yerinde miydi? Öyle düşünceye dalmıştı ki telefonun sesiyle irkildi. Arayan babası Ali beydi. Kızıyla hâl hatır ettikten sonra bayram için ne yapacaklarını sordu. Hülya henüz karar vermediklerini, ama Bodrum ya da Silivri’de olacaklarını söyledi. Ali bey; -         Biz annenle Silivri’ye geçeceğiz. Keşke siz de bizimle olsanız. Eski günlerde ki gibi ailece bayram yapsak. Yavrum biz bugün varız, yarın yokuz. Annenin de aklı gidip geliyor. Birlikte vakit geçirsek olmaz mı? Hülya telefonu kapatırken iyice kafası karıştı. Yaşlandıklarını ve kendilerine ihtiyaçları olduğunu düşündü. Al...